Zaten belliydi kaşığıyla verip,
Sapıyla çıkaracakları...
Üç kuruş zam
Gerisi gam...
Bugün ne giysem diye düşünmeyin
Sırtınıza sevgiyi
Yüzünüze tebessümü giydirin...
Şöööyle bir samimiyetinizi kuşanın
İçinize huzuru yerleştirin
En rahat yastığın vicdan olduğunu unutmayın
Bir fincan kahvenin 40 yıl hatrı vardı eskiden
Şimdilerde fincanlar dolusu kahveler içilse de,
Hatır gönül bilen yok...
Ağzımızın tadı mı kalmadı
İnsanların birbirine inancı mı?
Dostluklar mı bitti
Eskiden duruyduk
Saftık doğaldık
Candık İnsandık
Herkesi kendimiz gibi sandık
Eskiden bir lokmayı bile paylaşırdık
Bu ne biçim bir yasa
İnsanoğlu önce bir kendini yargılasa
Fikirlere gem vurulmasa
Keşke önyargılar hiç olmasa
Geriye dönemeyiz bi kere doğduk
Eylül biraz hüzündür
Biraz romantizm
Sararmış yapraklar dalından düşerken birer birer
Duygular sekteye girer
Bu mevsim;
Sarısıyla yeşiliyle, kırmızısıyla renkler
1957 yılında doğmuşum
Nasibimi alınca hayattan
Türümün son örneği olmuşum
Zaafım insan sevgisi olsa da,
Hamdım piştimlere doymuşum
En acısı da; beni üzenlerden değil, kendimden hesap sormuşum
Cumhuriyet kurulmadan önce anneannem kara çarşaflıymış
Atamın sayesinde kadın olarak değerini anlamış
Başını açacaksın diye zorlayan da olmamış
Çarşafını çıkartmış ama eşarbını takmış...
Modernliğe ilk adımını böyle atmış
Zamanla çağdaş bir Türk kadını olup,
Kardeşin, evladın dostun
Onlarla ağladın, onlarda coştun
Sıkıldıklarında dertlerine koştun
Kalbura çevirdiler postun....
Hayvana takılır sanırdım eyer
Bu dünya tadımlıktır,
Doyumluk deği...l
Vicdanın rahatsa,
Yatağına seril...
Lisanın samimiyetin olsun,
Yüriğinse steril...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!