En nadide çiçek sensin soldurma
Öyle bir davranış sergile ki,
Miadını doldurma
Seni sen tanırsın ancak,
Kendine toz kondurma
Sancı artar, bebek gelir
Bebek büyür, gençlik gelir
Gençlik biter, yaşlılık gelir
Sağlık gider, hastalık gelir
Varlık biter, darlık gelir
Ömür biter, ölüm gelir
Annelerin ahtapot gibi kolları olsa,
Erkek kız ayrımı yapmaksızın
Bütün çocukları sarıp sarmalasa
Onları sevip koklasa, sıkıntılarını harmanlasa
Çocuklarımız sevgiye doysa
Tecavüze uğramasa
Dünyayı "ÇOCUKLAR" yönetseydi;
Ne savaşlar olurdu, ne kavgalar
Ne de oluk oluk kanlar dökülürdü
Silah diye bir şey olmazdı
Sadece su savaşları yapılırdı.
Hansel ile Gretel masalındaki gibi pastadan evler,
Allahım dünya değişti
Eskimiş düşünceler paslanmış çiviler misali değişmedi...
Aynı suda iki kez yıkanılmaz
Geri kafalılar gelişmedi
Bilgi çağındayız oysa
Duayla yeneceğiz zihniyeti örtüşmedi....
Kendimi bildim bileli,
Şükür dilimden,
Dürüstlük kişiliğimden eksilmedi
Yine de kıymetim bilinmedi....
Kuraklık oldu da içimde,
Kimse yağmur duasına gelmedi...
Anlaşılmadığın yerde konuşmak seni yorar
O zaman dur ve seyret
Hayatın içinde izlemeye değer seyirlik ömürler
Ömürlük seyirler var...
Aramadığın kadar örümcek beyinli dar kafalar
Etrafına ışık saçanlar
Bir fincan kahvenin 40 yıl hatrı vardı eskiden
Şimdilerde fincanlar dolusu kahveler içilse de,
Hatır gönül bilen yok...
Ağzımızın tadı mı kalmadı
İnsanların birbirine inancı mı?
Dostluklar mı bitti
Eskiden duruyduk
Saftık doğaldık
Candık İnsandık
Herkesi kendimiz gibi sandık
Eskiden bir lokmayı bile paylaşırdık
Bu ne biçim bir yasa
İnsanoğlu önce bir kendini yargılasa
Fikirlere gem vurulmasa
Keşke önyargılar hiç olmasa
Geriye dönemeyiz bi kere doğduk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!