Hüzün durağında beklerken
Umut durağına dikilmişti gözüm
Sen bana sevgi dolu gözlerle bakarken
Dokundun kalbime, sendendir tebessümüm
Ah be beyler!
Tek derdiniz "niteliksiz, yapışak,
Boş" kadınlar olmuş.
Onların da tek derdi;
Kim ne yapmış?
Kime yapmış?
Gördüm,
Saldı bulutlarını üstüne hanemin
Kokusunu yağdıracakmış kendince
Katili olacakmış düşlerimin
Ne çare,
Çıkmışken Başöğretmen Atatürk’ün yoluna,
Gönül vermişken ilmin aydınlık ışığına
Hain bir pusu ile aldılar seni bizden
Aybüke öğretmenim, ilim için geleceğim, cennette yanına
Yürürken Başöğretmen Atatürk’ ün yolunda,
Yaksalar, kül olsak bile silinmez
yeryüzünden hiçbir zerremiz.
Bulutlara karışır yağmur oluruz,
Toprağa karışır meyve oluruz...
Yanmak yok olmak değil,
Yanmak; kül olup her şeye karışabilmektir.
Be Eylül nasıl da aşk kokuyorsun.
Üzerime rüzgarını savuruyorsun.
Tesadüflerle dolusun.
O zaman sevgiye koşulsun.
Sahte aşklar yorulsun.
Yapraklar, yeşermek üzere solsun.
Bir yara açılır önce,
Büyür yavaş yavaş.
Harlanır iyice,
O denk gelince,
Kanar yavaş yavaş.
Yaşanmamış baharsın, gizemin bilinmez
Yaşanmaya değer misin?
Düşünmeden geçilmez.
Düşünmeye değer misin?
Yazarken geceleri hep içim yanıyor.
Yazsam olmuyor,
Yazmasam olmaz.
Giden zaman geri gelmiyor.
Bu gün sanki yeniden,
Hayata dönmüşüm gibi.
Önceki hayatlarımda yanıp,
Anka kuşu gibi küllerimden,
Bu sabah yeniden doğmuşum gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!