Firak-ı Salise Şiiri - Enes Yakıştır

Enes Yakıştır
57

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Firak-ı Salise

On dokuz gün kaldı ömürden, takvimler birer birer solar,
Cuma’nın o mahzun vaktinde, gönlümde bin türlü gam doğar.
"Bir kez olsun duyayım" derken, kapandı önümde her kapı,
Meğer ayrılıkmış bu aşkın, ruhuma kazınan son yapı.

Koridorlar dar gelir oldu, bastonum dizimde bir sızı,
Saçının o kıvırcık teli, sanki ruhumun tek yıldızı.
Neden o sâliyelik temasa, izin verdin, neden dokundun?
Sanki bir anlık güneş oldun da, sonra karanlığa savruldun.

Gürültü içinden seçtiğim, o fermuarın o narin sesi,
Cımbızla çeker gibi aldım, içime çektiğim son nefesi.
Haziran sıcağı Antalya’da, sırtında o ağır ceket neden?
Sanki bir köprü kurdun sinede, ruhuma o an gizli bir beden.

O kumaş bacağıma değdi, sinede buğulu bir iz kaldı,
Yüreğim o an bir kor gibi, o mahrem ziyaretiyle yandı.
Madem ki gidecektin böyle, neden o ceket değdi tenime?
Hangi sâliyelik yakınlık sığar, bu dilsiz, bu yorgun bendime?

Şimdi on dokuz gün kala, yazın o dilsiz yası başlarken,
Gözyaşım mermere düşüyor, bu imtihanı tek başıma aşarken.
Dışarıya karşı asil bir kale, içimde kıyametler kopar,
Bir şair ki; kendi sessizliğine, ancak kendi kalbini adar.

Gidiyorsun; her adımın bir uçurum, her gidişin derin bir ah,
Seni saklıyorum içimde, ey gönlümün en büyük imtihan-ı vah.
Madem ki vuslatı uzakta tuttun, neden o saçın telini sundun?
Bir anlık dokunuşla beni, ömrümce sürecek bir hicrana vurdun.

Enes Yakıştır
Kayıt Tarihi : 8.06.2026 06:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!