Filozof Sosyolog, 05.12.1979 tarihinde İstanbul’da doğdu.
Yaşamının her döneminde İstanbul’un çok katmanlı kültürel dokusundan beslenmiş, kenti yalnızca bir mekân değil, düşünsel bir zemin olarak görmüştür.
Okuma yazmayı öğrendiği ilk yıllardan itibaren düzenli olarak yazmış; düşünce üretmeyi, gözlem yapmayı ve insan deneyimini analiz etmeyi bir yaşam pratiğine dönüştürmüştür. Psikoloji, kişisel gelişim, kuantum düşünce teknikleri ve tasavvuf literatürü, entelektüel yolculuğunun temel durakları olmuştur.
İnsan davranışlarını, toplum ...
Kırk altı yaşındayım artık,
Zamanın avuçlarında incelip parıldayan bir kehribar tanesi gibi,
Yay ruhunun rüzgârla konuşan yalın sesi, artık daha derin, daha usul usul,
ama bir o kadar da keskin bir sezgiyle dolu.
Bu yaş, içteki göğün genişlediği yaştır,
Adam gibi sevenin uykuları hep yarımdır,
çünkü hayal kurmaktan,
düşünmekten uyuyamaz.
Sigarayı sonuna kadar içer ama bittiğinin farkına bile varmaz.
Sevdiğinin gülüşü gelmiştir gözünün önüne
Şiir kokar tepeden tırnağa.
Gecenin demi vurmuş yüreğime,
İçli bir şarkı çalıyor radyoda,
"Bir bahar akşamı rastladım size" diyor Zeki Müren,
Hayaller içinde yüzüyorum,
Yüzme bilmediğim halde!
Sana ilk rastlayışımı hayal ediyorum,
Gönlüme dar geldi yokluğun,
Kaçıp gitmek istiyorum,
Seni hatırlayamayacağım diyarlara..
Bırakmak istiyorum kalbimi, bıraktığın yerde.
Sonra bedenimde kalbimin olmadığı boşluğa her hissettiğim acıyla duvar örüp, kapatmak istiyorum o boşluğu,
Zihnimi de kalbimin yanına gömmek istiyorum. Dolaşmak istiyorum avare gibi
Bir gece gönül dedi: “Ey kalp, kime yanarsın?”
Dedim: “Bir isme, ama o isimde ben yokum.”
Sevda sanırdım tenin kokusunu,
O sabah, valizini toplamadan gitti.
Bir insan bazen hiçbir şeyini almadan da gidebilir; çünkü asıl gitmek, eşyadan değil, kendinden başlamaktır.
Arkasında bıraktığı odada hâlâ onun nefesi vardı.
Pencereyi açamadım. Gitmesin istedim o nefes, biraz daha kalsın…
Belki döner, dedim. Dönmedi.
Derin bir acıdır bu aşk bende,
gitmeyen, bitmeyen, dinmeyen bir acı...
Her nefeste biraz daha derinleşir,
biraz daha içime işler,
ve ben, o acının içinde kendimi bulurum.
Aşkın içinde demlenirim..
Rüzgâr saçlarını savurur Boğaz’da,
geceyi giyer üstüne sessizce.
Bir adım atarsın taşlarına,
kalbin yankılanır duvarlarında.
Aşkın mevsimi yok derler ya
Benim içimde kış olsa bile hep bahar açar
Kalbim çarpıyor onun adını duyunca
Damarlarımda bir sevinç dolaşıyor, deli gibi
Yüzüm kızarıyor adını düşünürken
Sanki herkes biliyormuş gibi
Beynin uydurduğu bir duygu muydu acaba aşk?
Yoksa sadece yaşayanı hissettiği ve anlamlandıramadığı görünmez BİR kafes miydi?
Sevdiğinin yüreğine mühürlendiğin bir ızdırap mıydı?
Neydi aşk?
Karşılıklı olduğunda güzelleşen,
İlgisini yitiren için çirkinleşen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!