Yeter ey gönül bu kadar zevk sefa,
Gayrı seccademle barışmam gerek.
Kabeye yönelip günde beş defa,
Rahman-ül Rahim'le görüşmem gerek.
Rab'bın evinde divanına çıkıp,
Bir eşeğim vardı inat mı inat.
Beni kaç kez yere düşürdü gardaş.
Çintiği atıp kırardı kol kanat.
Birde üstüme nal basardı gardaş.
Bildiğinden şaşmaz gider dikine.
Erken kalkıp anamın çorbasını,
Hüplediğim bayramları özledim.
Neşeyle alıp şeker torbasını,
Zıpladığım bayramları özledim.
Kimi topaç çevirir, kimi seker,
Onulmaz derdime derman ararken,
Etme felek etme var git yoluna.
Bahtımın çukuru beni sınarken,
İtme felek itme var git yoluna.
Acılarım bağdaş kurmuş döşümde,
Şunu bilki, gülüp te geçtiğin hayat,
Kesen bolsa bacanı tüttürür evlat,
Kılavuzun olur, iyi yazdım gayet,
Yoksa felek kaşını çattırır evlat.
Vakit varken ilime irfana yönel,
Dostlarım da etrafımdan kaybolmuş.
Bacı gardaş desen, bana el olmuş.
Bas frene şöför bey, dursun dolmuş.
Garipler durağında inecek var.
Bu yaralarım ne ilktir ne de son.
Ey garibanım uzak durma öyle,
Yaklaşta okşayım başını senin.
Neden durmaksızın ağlarsın söyle,
Gel de sileyim göz yaşını senin.
Sen de benim gibi yaralımısın,
Ey! yalan dünyanın fani yolcusu,
Kul doğrulur mu hiç düştüğü zaman.
Dirhem fırsat bulsa kaçar ölçüsü,
Aklın terazisi şaştığı zaman.
Düştün mü bir kere yandın ki yandın,
Naçar ömrüm geldi geçti bilmeden,
El attım çarkımı durduramadım.
Nasıl geçti onca yılım gülmeden,
Düşündüm akıl sır erdiremedim.
Gurbet eller imiş benim tüneğim,
Perişanım, görmeyeli yüzünü.
Ayda olmasa bile senede gel.
Hisseder oldum içimde sızını.
Engelsiz yollarını sınada gel.
Hasretin bak beni düşürdü dile.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!