Doğumdan ölüme uzanan yolda,
Nasihat tutmayan menzil almazmış.
Bir öğüt vardır yaşayan her kulda,
İlim dediğin her şeyi bilmezmiş.
Örf, adet, saygı, gelenek, görenek,
Feleğin bize zoru neydi acep,
Hep gurbetten geçti yolumuz bizim.
Belki de bir lokma ekmekti sebep,
Yad ele serilmiş çulumuz bizim.
Nikahımız kıyılmış gezle, göze,
Şu dünyanın türlü türlü derdine,
Hep göğsümü gere gere yoruldum.
Çattım durdum uçuk, kaçık ferdine,
Akıl fikir vere vere yoruldum.
Dertlerim sıralı uç uca ekli,
Dört Eylül bindokuzyüzondokuzda,
Bu halk Atatürk'ü gördü Sivas'ta.
Tam yüzyıl önce işte bu meydanda,
Toplayıp kongreyi kurdu Sivas'ta.
Yok saydı düşmanın dayatmasını,
Ah zalım gurbet ayırdın sıladan,
Bacıya, gardaşa el ettin beni.
Haber alamaz olduk nazlı yardan,
Yad ele savurup kül ettin beni.
Türlü türlü derdi soktun özüme,
Kısacık ömürde biraz huzuru,
Arayı arayı bulmamak ziyan.
Mesken eyleyip bir güzel diyarı,
Mutlu yuva kurup gülmemek ziyan.
Dost görünüp dostun kuyusun kazıp,
Sorarlarsa size onbeş Temmuzu
O gece kapkara bir gündü deyin.
Hainler içten sarmış ordumuzu,
Ortalık mermilerle yandı deyin.
Bir emir ile insan doldu her yer,
Güneş batıp ta karanlık çökünce.
Gözüme perde diker yalnızlığım.
Ahvalim beynime kibrit çakınca.
Ruhuma tesbih çeker yalnızlığım.
Eyvahlarıma yanar gamlanırım.
Atlattım sanırken sevda sıramı,
Ansızın girip te çöktü gönlüme.
Açtı yeniden dermansız yaramı,
Sevda tohumunu ekti gönlüme.
Sönmüş ateşimi tekrar korladı,
Az uzak git, bire sosyete kızı,
Sen benim halimden anlayamazsın.
Sende kahkaha bende türlü sızı,
Sen benim selimden anlayamazsın.
Sen viski içersin benim çay demli,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!