Kalbimi gönül kapına park ettim,
Almasını bil yeter ki sevdiğim.
Yüreği sevdan uğruna gark ettim,
Gelmesini bil yeter ki sevdiğim.
İsmin dolanır durur şu dilimde,
Kara gözlüm bu ayrılık reva mı?
Yüreğim daha da yanmadan yetiş.
Mah yüzün süslemez oldu rüyamı,
Adıma divane denmeden yetiş.
Aramıza gireli karlı dağlar,
Penceremden bir kuş girdi,
Aşk katına çekti beni.
Kalpten kalbe kanat gerdi,
Can evine soktu beni.
Yanağa buse kondurdu,
Doğumdan ölüme uzanan yolda,
Nasihat tutmayan menzil almazmış.
Bir öğüt vardır yaşayan her kulda,
İlim dediğin her şeyi bilmezmiş.
Örf, adet, saygı, gelenek, görenek,
Feleğin bize zoru neydi acep,
Hep gurbetten geçti yolumuz bizim.
Belki de bir lokma ekmekti sebep,
Yad ele serilmiş çulumuz bizim.
Nikahımız kıyılmış gezle, göze,
Şu dünyanın türlü türlü derdine,
Hep göğsümü gere gere yoruldum.
Çattım durdum uçuk, kaçık ferdine,
Akıl fikir vere vere yoruldum.
Dertlerim sıralı uç uca ekli,
Ah zalım gurbet ayırdın sıladan,
Bacıya, gardaşa el ettin beni.
Haber alamaz olduk nazlı yardan,
Yad ele savurup kül ettin beni.
Türlü türlü derdi soktun özüme,
Kısacık ömürde biraz huzuru,
Arayı arayı bulmamak ziyan.
Mesken eyleyip bir güzel diyarı,
Mutlu yuva kurup gülmemek ziyan.
Dost görünüp dostun kuyusun kazıp,
Az uzak git, bire sosyete kızı,
Sen benim halimden anlayamazsın.
Sende kahkaha bende türlü sızı,
Sen benim selimden anlayamazsın.
Sen viski içersin benim çay demli,
Bir ev isterim, müstakil, odalı.
Bahçesinde mor menekşe gül olsun.
İlerde beni yormasın badalı.
Yaşlıya kolay çıkacak yol olsun.
Toprağı yumuşak kolay kazılsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!