Eyy Züleyha
Sarayın taşında susar zamanın sesi
Her gölge bir bekleyiş, içe çöker nefsi
Züleyhâ hükmün tahtında kendi kendine esir
İçinde büyür bir hevâ, ne evveli belli ne ahiri
Yusuf geçti sanarken, aslında kaderdi geçen
Bir bakış düştü kalbe, kalp kendini yitirdi
Perde utandı, mermer bile secdeye eğildi
Bir nurun önünde sükût, dili olmayan eman
Nefs “al” dedi, gönül “dur”
İki hüküm arasında insan kendini vurdu
Ne dünya doyurdu, ne hakikat bıraktı
Bir ateş ikiye bölüp iç âlemi yaktı
Kapı kilitli sanırdı, meğer içe açılmış
İnsan kendi içinde kendi hükmüne düşmüş
Yusuf bir imtihan idi, geçip giden bir esrâr
Züleyhâ’da kalan şey: kendinden geriye gubâr
Aşk dedikleri artık ne bir isim ne de yâr
Bir benliğin içinde kendine dönen diyar
Züleyhâ düştü ama yer değil bu düşüşü
Bir “ben”den soyunmaktı Hakk’a giden yürüyüşü
Eyy Züleyhâ… söyle içinde ne değişti
Sen mi sevdin Yusuf’u, kalbine ateş düştü
Aşk mı aldı seni senden, yoksa
Yusuf mu seni Hakk’a açılan bir yol kıldı
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 13:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!