Şairliğimden utanıyorum Yusuf!
İşaret parmağını kaldırıp
Bu iffetsizce yanıma ilişen korkular...
Titriyorum Yusuf aylardan mayıs
Bir zaman ki yokluğunun girdabında
boğulmamak işten değil.
bin kere amin desek de yok işte
olmuyor görüyorsun
ben rüzgarın yetim koyduğu yaralı kırlangıç
sen bi dağ çobanı
ne vakit aynı rüyayı gördük bilemem
ben uyandım
Sadece çekip gitmek..
Canımın acısına merhem olacak biliyorum,bu şehir bana dar geliyor nice zamandır.veda edemiyorum beceremiyorum seninle yüzleşmeyi adını koymayı bilmiyorum ayrılığın!
Oysa bir aşk kadar ayrılık da yakışır senin ellerine ve ellerin, ellerim ellerinden usulca uzaklaşırken yine güzel..
kaybettiğini aramaksa şairlik,
ben şairliğimi kaybettim
senin buğday tarlası gözlerinde!
ki acının türlü zehirlerden damıttığı
yalnızlığımdır
yürüdüğüm sokaklarda yankılanan çığlık..
Vazgeçtim yokluğuna isim arayıp kefen biçmekten; gönüllü yazılmış kaderin,ellerinle yokluğa sarılmış yüreğin.öksüzlüğü yakıştırıyorsun kendine; eğreti duruyor diyorum sessizce...
Yıllar,yollar..eskisi gibi değil artık; eskisi gibi değiliz artık.can düşmanı bellemişiz birbirimizi dönüşü yok kadere keder bulaştırmışız ve bundan bir dakika bile pişmanlık duymamışız.
“bir bütündük eskiden”
Bileklerimden sızan kanı sileceğim seher vakti
Şair kesiği saçlarımı tutturacağım kurdaleyle
Bir kova su ile yakacağım mektuplarımızı!
Harflerde is kokusu var
Dengesi yok çizgilerin neden?
Dereotu maydonoz güzel renktir oysa
Bu şehrin kuytu köşelerine kusar insanlar
Gizlemek için ayıplarını
Temelsiz yapılara kolonlar diker
Gökleri delerler uykularında
Kimi kızlığını kimi şerefini bırakır
Beyoğlu'nun daracık sokaklarına
Verip elime koskoca baltayı,
Devir dedin asırlık çınarımı
Nasıl bozarım daldaki yuvayı,
Nasıl yaşarım sonra sormuyorsun,
.
Kurursa elinde kırçiçekleri
-Senin kadar sevmiyorum onu;
Senin kadar sevmiyorum onu!
Hangi sabahın geceye dönen yüzünde
Aydınlığa kurşun sıkar korkuların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!