Esiyor Kavak Yeli Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4633

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Esiyor Kavak Yeli

Adam kürsüye çıkıp tam serime başlarken,
Huzurla kollarını coşan halka açarken.
*
Göğsünü şişirerek destansı bir söz için,
Beklerdi tüm dinleyen, anlasın niye, niçin.
*
Fakat birden ağzından gürültülü bir seda,
Koptu fena geğirti, sarsıldı koca oda!
*
Önde oturan yoldaş bu işe hayret eder,
Böylesi bir giriş de ciddiyeti mahveder.
*
Sorar ve der ki: "Dostum, en başıydı öykünün,
Böyle serim mi olur, içine ettin günün!
*
Tam gerçeği sunarken, bu kaba ses ne diye?
Utandım halka karşı, verdin büyük fireye."
*
Adam tebessüm eder, der ki: "Midem doluydu,
Bu hakikat sesidir, ruhumun bir huyuydu.
*
İçim halka yönelmiş, niyetim halis ise,
Serimde geğirmemi sokmayın o hapise!
*
Fikrin temiz serimi hiç bozulur mu gazla?
Gerçeği haykıran kalp ilgilenmez bu nazla!"
*
Hikaye bu, gelelim, biz bu serim işine,
Gerçeğin sunumunda gaz takılır dişine.
*
Adam da haklı elbet, midesi temiz, sarih,
Bu bedensel düzene ne yapsın koca tarih?
*
Bu vaka mühimdir bak, tamik edilmek ister,
Devletin seriminde böyle nahoşluk biter.
*
Kürsü hükümet olsa, geğirti de devlettir,
Serim bir vazifedir, çıkan ses de millettir!
*
Sesler şimdi üç türlü manaya da bürünür,
Bakanlar bu serimde ancak öyle görünür.
*
Birinci sessiz içrek; derinden şikayettir,
Bu zulme boyun büküş, acı bir hidayettir.
*
İkinci sesli çıkar, matbuatın halidir,
Kanuna kılıf bulmak zalimin mecalidir.
*
Üçüncü halden olur, işte bura başkenttir,
Vazifeyi satanın maskesine bir benttir.
*
Gürültü, top, yaygara nedir ki serim için?
Girişi mukaddestir, vatan sorar ah niçin?
*
Bu yolda hakikate serimle giren yılmaz,
Bozulmaz geğirtiyle, özgürlük asla solmaz.
*
Milletin feryadıdır bu çıkan, kaba herif,
Bön bön bakarsın ancak, anlamaz aklı nahif.
*
Ne olduğu belirsiz mi ki bu koca sesin?
Halkın serim vaktidir, duyulsun bu nefesin!
*
O iğrenç leke senin vicdanında duruyor,
Serimi kirletenler adalet mi kuruyor?
*
Tersinden esen rüzgar gemiyi devirecek,
Kürsüden düşen yalan devranı çevirecek.
*
Kaptanı cehaletin, dümensiz bir gemidir,
Serim onun elinde, boğulanın demidir.
*
Hayır o hiç utanmaz, onda utanmak olmaz,
Serimi gasp edenin, torbası asla dolmaz.
*
Şartların en başında vicdanın huzuru var,
Serim doğru olmazsa gelir koca dünya dar.
*
Bu yerde idarenin serimi yanlış akar,
Hatayı gizleyenler sonunda halkı yakar.
*
Hükümet timsalidir mezarlığın serimi,
Suspus olan bir meclis bırakır mı verimi?
*
Bu işte devletlümün o şatafatlı tahtı,
Karanlık bir serimde kararmış bahtsız bahtı.
*
Misal için size ben bir hikaye diyeyim,
Bu serimde mühim bir hakikati giyeyim:
*
Koca bir adam ölmüş, oldukça da zengindir,
Yıkanırken hocası suyu döken engindir.
*
Teneşirde bir anda doğrulmuş ölü adam,
Serim yerle bir olmuş, yıkılmış koca makam!
*
İmam korkuyla demiş: "Kirinizi yuyorduk,
Temizce serim yapıp, biz rahmetle doyurduk."
*
Adam demiş: "Serim hoş, suyunuz da pek sıcak,
Fakat tıkalı kaldı altımdaki bu bucak."
*
Serim dediğin işin, sonu başından belli,
Devletin hali budur, esiyor kavak yeli!

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 28.07.2026 16:38:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!