Şiir, insanın ruhundaki en derin yankıyı bulma çabasıdır. Ben Ertuğrul Tamer Hatipoğlu, kelimelerle örülü bir dünyada, duygularımı dizelere dökerek içsel bir yolculuğa çıkıyorum.
1992 yılında Şırnak’ta doğdum, aslen Sivas’lıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarım Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçti. Farklı kültürleri ve hikâyeleri gözlemleme şansım oldu. Her yaşadığım şehir, her geçtiğim sokak, her duyduğum ses, şiirlerimin dokusuna ince ince işlendi. 2016’dan bu yana Almanya’da yaşamaktayım ve bu uzaklığın getirdiği özlem de kalemime yön veren ...
Ufkumuzda, kara bir iz,
Sarsar yürekleri, iman dolu bir niş.
Ne var ki bu toprak için dökülen kan,
Her damla, özgürlüğe adanmış bir zaman.
Yıldızlar, şahit bu destanın sesi,
Gittiğim her yol çıkmazda sanki,
Düşlerim peşimden kaçmış meğer.
Sanmışım yıllarca doğruyu belki,
Yanlışa saplanan taşmış meğer…
Aklım bir denizdi, ben damlasıydım.
Ne taş duvarlarınızda, ne taht kurduğunuz yerlerde,
Ne kalabalık meydanlarda, ne alkış dolu ellerde,
Ne törenlerin görkemli, parlak süslerinde,
Vardım hep karanlık köşelerde, sessiz düşlerde.
Bir gölgeydim silinmeyen kirli aynalarda,
Bütün şehir derdime yansın bugün,
Ağlasın sokaklar sessiz ve sürgün.
Bir yangın gibi düşsün her bir adım,
Savrulsun gökyüzü, dağılsın yâdım.
Geceyle buluşsun yüreğin dumanı,
Gözlerine hapsetmiştim tüm dünyamı,
Görmedin, silindi içimdeki o rüya.
Gençliğimi verdim senin uğruna,
Kalbimde kırdığın o taş kaldı, sona.
Her nefesin kış oldu baharıma,
Derdim dağlar gibi, dizi dizi,
Çektiğim çileler yetmez mi artık?
Her günüm kederli, her anım sızı,
Talihim gülmeye yetmez mi artık?
Gönlüm viran olmuş, derman ararım,
Sızar dağ yamaçtan günün son demi,
Ufkumda büyürken hüznün alemi.
Efsunkar bir rüya dokunur yâre,
Gönlümde savrulur aşkın kederi.
Yıldızlar usulca dökülür gökten,
Geçer gözüm, vaktin cilvesiyle,
Her hayâl kırılır gönül fesîyle.
Firkatin narında yandım, kül oldum,
Ahde vefâ bekler, sanırdım hâlâ.
Sâniyeler safha safha biterken,
Gece çöker, suskun düşler dolanır dağ başına,
Bir söz düşer, yankı olur ömrümün gözyaşına.
Kimse bilmez, kimse sormaz, kim anlar ki halimi?
Savrulurken rüzgârlarda kaybettim ben kendimi.
Bir zamanlar masum olan gençliğimin hevesi,
Gece yıldızı, sessiz ve derin,
Gölgelere saklanır bir eski serin.
Yürek susar, dillerde iz yok,
O uzak bakışlar, yılların toz kokusu.
Gece yıldızı, bir rüya gibi,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!