Bizim de vardır elbet, kendince hayatımız
Çoluk, çocuk arkadaş, siz gibi yaşantımız
Hem size hem de bize, yaradan verdi rızık
Çoğunlukla biz olduk, sizin sofrada azık
Bilemedim doğru muydu kendimi hatırlatmam
Hayatına sık sık dalıp, ya sıkma beni dersen
Her elime aldığımda telefonu fırlatmam
Ürkmek, ikilemde kalıp, ya usanır gidersen
Kaybettiğim cesareti bulmak için yaşım geç
Damla damla düşsen
Semanın parmaklarından
Yangın dudaklarıma
Yüzümü yalayıp
Teninle tütsülesen
Nicedir kavrulup
Uzaklara takılmış, görme alanım öksüz
Kuruması nasılmış göz pınarlarıma sor
Semadan ıslandığım, damlalar artık göksüz
Rüyaysa yaslandığım, neydi sinemdeki kor
Ne güzeldi elinin ayarı be usta
Parmağından su damlasa şerbet derdik
Tuzu, biberi, biberiyesi
Bütün baharatlar karşında susta,
Lezzet kervanının cariyesi.
Biblo gibi dizilirdik masaya
Herşey gördüm üçer beşer
Ney üfürdüm ruhuma, Saba
Ağarmaktayken seher
Akşam kızıl,
Akşam hüzzambaz
Usul usul geceme değer
Bir Kasım soğuğunda dünyaya geldim
Bilmem gözyaşım niye, akmadı anne
Sevinçler doruğunda, hüzne engeldim
Kimse "hani rızk" diye, takmadı anne
Canı veren Yaradan, elbet Rezzakdı
Münhasır esrarıyla, bin bir hali var kalbin
Rüzgarla düşen tohum yeşerir büyür bazen
Bazen de patlayamaz nişanesi edebin
Yıllanmış özlemlere, naçar barınak mahzen
Sıkıştırır ya hani, zalim nefsi insanın
SEVGİLİ PATAVAT
Çocuktum
Ne oyunlar oynardık
Ceplerimiz gazoz kapağı misket dolu
Çivileri saplardık toprağa
Şiir nasıl yazılır, nasıl olmalı sizce
Nedir işin tekniği, hazır edin defteri
Anlatayım not alın, üfüreyim hadsizce
Karnı ağrıyan sussun, vuracağım neşteri
Dili iyi kullanmak bu işin alfabesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!