Avuçlarında düşünce
Tutabildiğin kadar..
Sıktığında yumruğunu,
Yere doğru akan bağnazlığın
Parmak aralarından...
Buharlaşan harsınla,
Binbeşyüz senelik mabed, bağrımızda çaresizdi
Heybetiyle evvel ebed, müstehak Hakkı anmaya
Nice mescidler var Yarab, kubbesiz minaresizdi
Cemaat yok, mihrap harab, yüzler yoktu utanmaya
Dörtyüzseksenbir yıl yetti, kılıcının hükmü Hanın
Uyuyup da uyanmış, gözlerinde mahmurluk
Mevsimlerden sonbahar, aylardansa Ekimdi
Bende siyah şemsiye, onda sarı yağmurluk
Damla damla yüzünde, sanki hüzün hakimdi
Hayalimde bembeyaz resim
Uçsuz, bucaksız
Mamak taşları gibi soğuk
Üşüdüm diyen sesin
Bir kabus bu sabah içtimada
Gözlerimden süzülen gençliğim
Son geçişim bu belki
Taşkın çöp kutuları arasından
Arka sokaklara zimmetli
Bu, belki son yuvarlanışım
Semt parkının çimenlerinde
Belki
Güler yüzün, doğandan
Tasarruf et ellerden
Yalnız bana gülümse,
Yalnız kalmış kalbimi
Sürükleyen sellerden
Çal çal çal
Güzel günlerdi be lise çağları
Kimimiz hızla geçti, teklemeden
Biz mi zekiydik, hoca mı seçkin
Bilirdik ezbere,
Neydi karadenizin dağları
Enis yapıştırırdı beklemeden
Üç aylıkken düştüm ıslak sokağa
Tir tir titriyorum, kulaklar düşmüş
Sanki benden başka çıplak yok aga
Yağmur damlaları, bana üşüşmüş
Sesim pek çıkmıyor, boğuk inleme
Yükünü omuzlarında hissedersin
Kulunçlarına uzanır baskısı
Tükenir ferin
Taşıyamaz ayakların
Küçücüktür göğün, dibindeyken kanyonun
Mafsalı gıcırdar damperin
Çulu serdim siteye dikizlerim etrafı
Kilimine güvenen hele çıksın karşıma
Uyuşmuşlar mı nedir pek bir ürkek eşrafı
Kalemine güvenen hele çıksın karşıma
Kuşanıp hazırlandım kıspetimi, miğferi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!