Martılara denizi,
Güle dikeni anlatmak kadar anlamsızdır,
Bir şaire şiir yazmak...
Ne yazmalı, nasıl anlatmalı seni sana?
Nasıl bir cümle ile huzuru sunabilmeli kalbine?
Hangi şiir, hangi şarkı yeter ki seni anlatmaya?
Sana bir gül gönderiyorum,
İçinde senin olduğun yüreğimden...
İçimdeki seni sana anlatsın diye,
Sana kendimi gönderiyorum,
Bedeninin her noktasında senin olduğun kendimi...
Belki biraz olsun anlarsın diye...
Çocukların oyuncak arabalarla,
Oynadığı bu dünyada,
Mahallesine düşmüş patlamayan bombayı, oyuncak ya-
panlardır,
Sen baharın ete kemiğe bürünmüş hâliydin,
Çetin kışlardan sonra gelen...
Kavurucu sıcak yazlara girerken,
İçimi serinleten sam yeli rüzgârları...
Kan pompalamaktan başka işe yaramayan,
Kalbime ruhtun sen...
Sen de git!
Bir kere bile ardına bakmadan,
Geride kalan bütün yıkılmışlıklara aldırmadan...
Sende git!
Bir gidiş de senden olsun.
Gidişlere yorgun olan bedenimi,
Artık senden vazgeçiyorum sevgili...
Bütün benliğimle, yüreğimle, ruhumla,
Sana ait olan ben, senden vazgeçiyorum...
Senin dediğin gibi, hoşça kal...
Sana, bana, hayata, dünyaya, havaya, güneşe ve her şeye...
Hoşça kal...
Şimdi sen gidiyorsun ya,
Senin oldurduğun çocukluğum da gitti!
Simit attığımız martılar,
Sahil kenarına vuran dalgalar,
Dalgalarla gelen serin rüzgârlar gitti!
Seninle esen seninle dinen...
Sen gittiğinden beri tüm gidişlere küskünüm artık.
Küskünüm aniden olmaması gereken vedalara.
Ayrılıklara, dargınlıklara, yarım kalan bütün umutlara...
Ve sana...
Giderken bana olan o anlamsız bakışlarına,
Küskünüm sensiz uyandığım her günün sabahına,
Seni beklemek...
Güneşin doğuşunu beklemek gibi...
Korktuğun zifiri karanlığın
Aydınlığa dönmesi gibi seni beklemek...
Seni beklemek...
Müebbet yemiş birinin,
Bu kadar kolay mı her şey,
Hiç ardına bakmadan,
Ardında kalanı hiç düşünmeden çekip gitmek?
Hem de tereddüt etmeden,
Bir an bile düşünmeden,
Kolay mı gerçekten, zor olanı kolay etmek?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!