En son kim gördü beni şöyle bir an neşeli,
Bir sevdanın narıyla yanıp durmakta içim,
Toz pembe hayallerim suya düştü düşeli,
Yok hükmünde bir varlık var sayılan bir hiçim.
Bir garip diyardayım bağlanmış elim kolum,
Bütün acılarımı vurup sırtıma,
umutları kurduğum düşleri,
bu hüznü, bu kederi terk ederek,
ardımda yaralı bir yürek,
kederli bir ömür,
yoksul anılar ve yarınlara taşıyamadığım sevdaları arkamda bırakıp,
Alperen bakışlı, nurdan nakışlı,
Alparslan mayalı özümüz bizim.
Ezelden ebede lekesiz şanlı,
Oğuzlardan gelir boyumuz bizim.
Şehadet yolunda göğsünü geren,
Akşamlar bu sokağa hüzün renginde gelir,
Yer sarıya, gök kızıla boyanır.
Kuşlar uçuşur, çığlık çığlığa...
Taşınır bağrıma bir deli hasret,
Acılar konar dalıma...
Gündüzün siyahından ufka karanlık çöktü,
Dile düşünce ahlar! Zaman boynunu büktü.
Ey yüceler yücesi, gayr-i dilim lâl oldu,
Nefesimin nârından bağrıma bir hâl oldu.
Bir sevda yükünü vurdun sırtıma
Umutsuz çaresiz bekler dururum
Derman bulamadım gönül yarama
Bağrımı hicranla süsler dururum
Bu dünya malını neyleyim sensiz
Gözlerin gül bahçesi, her çiçekte kokun var
Anladım yıllar yılı, aradığım sensin yar
Özledim çok özledim, gel dizinde öleyim
Ses ver artık sesime, neredesin sevgili yar.
13/01/2015-ELAZIĞ
Bir hüznün girdabındayım yine...
Dilimde sükut, gönlümde keder,
Beynimde cam kırıkları...
Kulağımda gecenin çığlıkları,
Zaman yorgun, mevsimler küs bana.
İçimdeki fırtına,
Yangını körüklüyor.
Aklımı ayaklarım,
Peşinden sürüklüyor.
Zihnimde bir kaç satır,
Kaç yıldız kayıp gitti ellerimden kim bilir,
Kaç sevda akıp gitti yüreğimden kim bilir.
Anılar gözlerimden bir meçhule savruldu,
Kanayan bakışlarım hülyalarda can buldu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!