binen gidiyor bu sandala.
binen gidiyor,
geri dönmüyor.
hâlâ görmüyor,
hâlâ anlamıyorsun.
bir gün
Sonu gelmez masallarla,
Ucuz oyuncaklarla
Kandırdılar bizi.
Bazı bazı,
Bir parmak bal;
Ama hep zehir zemberek kaldı
ne zaman son bulacağını
sansam,
o zaman yeniden başlar
bitmeyen senfoni...
acının ve yalnızlığın,
bir rüzgâr eser,
kalan son kırıntıları da
savurur göğe doğru.
içinde bir ferahlık;
kanatların var sanırsın
omuz başlarında.
bir yanımız noksan kalır hep
tamamladık derken diğerini;
olamayız hiç dört başı mamur,
yeni bir dert alıreskisinin yerini.
gülmek yasaklıdır bize
şöyle, ağız dolusu.
bu ne telaştır böyle?
dur, soluklan biraz.
yaslan ardına da
seyret şu âlemi.
aç gönül gözünü de
gör şu halini.
Bir de bakmışız ki
Gitmiş elden gençlik.
Yitmiş o gencecik yıllar.
Geride yırtık pırtık,
Sararmış anılar, eski sevdalar
son deminde artık arzular.
ikindiyi aştı güneş,
yanaştı akşam.
su misali akan zamanı
artık ne ahlar getirir geri,
ne telaşlar.
bilmezdim senden önce,
tanımazdım
içimde yıllardır
saklanan kuşu.
sayende duydum kanat seslerini.
seninle uçmayı belledi
Artık bayramlarda
Yeni pabuçlar giyemesem de,
Her arife gecesi,
Yastık altındaki
O gıcır kunduralarım
Gelir aklıma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!