Dilde Vatan Millet Sakarya nakarat
Vurgunu vurdun yaptığın makara
Dön bak şu manzaraya bi ara sıra
Gelen Suriyeli Afgan taptığın para.
Harami sofrasına kurdun bağdaş
Söz bitti ve hat çekildi, kül oldu sahte saray,
Kendi karanlığında kal, kendi fırtınanı say!
Gecede bir kurt uludu, koptu en sağlam kayış,
Beyindeki o kuruntu, eski bir kirli akış.
Kuyu derin, nemli karanlık, nefsin eski huyu bu,
Perdeler ağır ağır açıldı bir
Perdeler ardında saklı kaldı keder
Kederi yuttu sessizce kara dağ
Dağlar bağrında bekliyordu kara bağ
Bağlar dilsiz bir aktör gibi dururdu
Yıkılır gönül tahtın, çekilir candan kanın.
Dünya zindana döner, yara alır öz canın.
Derdine derman yok, ne bir teselli kalır.
Ruhun olur avare, gözün yollarda kalır.
Kulak kestin sessizliğe, mekân mekansızlığa tezat.
Yansın şu karanlıklar, yürürüm ben ateşe,
Korku pusu kursa da pes etmek yok dilimde.
Adım adım varırım o en kutsal güneşe,
Zaferin en saf hali saklıdır yüreğimde.
Karanlığın gölgesi sökemez şafağımı,
Maziyi düşünür çakmağı çakarım
Alın yazım deyip ciğaramı yakarım
Dönersin diye yollarına bakarım
Senden ayrı gurbet eller zor bana.
Gülüşüne bin bir name yazarım
Zordur hayatı paylaşmak gerek
Kaşı kemanı arıyor gözlerim benim
Umudun peşinden koşmak gerek
Ne zaman bitecek dertlerim benim.
Kader yüzüme gülmedi gülmüyor
Aynalara baktım kendime küstüm
Bakışınla gülüşünle sevdaya saldın
Geceleri rüyalara hayallere daldım
Gönlümün sultanı aşkımsın Züleyha.
Karanlık gecelerimin sebebi sensin
Davul çalar
Dünbelek ister
Üzümler sararmış
Hödük koruk ister
Sıçıp sıvazlayıp
Tıraş eder




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!