Her celalin sonu celali,
Sabrı tükenirken dahi,
Elleri önünde bekler gari;
Bilir elleri yargıç, vakti fani.
Bekler, uzatır göklere bendini,
Kan tuttu gözlerimi
Her renk kırmızı
Öyle masum da değil
Kayıp numaralı otellerin
Uzaktan akrabası
Ne gölgem kaldı ellerimde,
Güneş saçlarımı taradı.
Çölleri toplasam kilimde,
İçine sığdırsam vahanı.
Su için dilensem kaktüse,
Paslı bir anahtarı sok ağzıma,
Hastalık bulaştırmadan ruhuma.
Bir basınç içinde açılan kıskaca
Tutunamayan bu dünya,
Ne doğurur yarınlarında?
Başka bir anahtar pasının ardında...
Izdırabın zor, dert etme,
Ulaşır göklere naşın.
Bir gülüşünle nükseden
Kalbinde, yatarken başım.
Dertlenip söylensem gene,
Korkutma beni,
Kıllarım yorgun.
Okyanus görmedi seni,
Belki de o yüzden durgun.
Balıklar üzülür belki buna,
Yasla, matem tanışıyor yüzünde;
Köpüğü yarım o kahve gözünde.
Bir rüzgâr var uzaklara götüren,
Bi' an sende... Sende dünyayı gören.
Dilleri masal ile tanıştıran,
Akıyor yine, yeniden
Çarpan seslere değmeden
Geldiğinde tik deyip de
Asla tak dedirtmeyen
Bazen gerekir uzanmak
Tanıdık bir sesin bindim trenine,
Küflü koridorunda durakladım.
İlk tütün dumanımda yakalandım,
Buğusuyla camları karaladım.
Cam, kızıl misafiri uğurladı;
Bir resimde canlandı dünya
Küçük insanlar türedi
Yürüdüler kalbime
Dağıttılar gövdemi
Birçoğu kayboldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!