Bana dar geldi ağacım,
Sarmaşıkları dolandı bana.
Kavuşmak istesem sana,
Kukla gibiyim, inemem aşağıya.
Dallar tanışacak baltayla,
İnancım kendime daim,
Daimi gözlerde hüzün kaim.
Bakışında huzur ara lakin
Güzümün yaprağı yıllara hakim.
Ben de isterim güneşi doğurmak,
Bir bayram daha geçti,
Ayın kuyruğuna tutunup.
Umudu gençlikte olan devin
Umutlarına koyulduk.
Bu bayramın serpilen külleri
Her nefesin vardır borcu,
Her yarının bir sabahı.
Her gülüşün varken ahı,
Nasıl olmasın günahı?
Günahın tadı boynuna,
Karşımdaki bensem
Hak verilmez bana
Üç yüz altmış açıyla baksam da
Kazanamam, haksızım daima
Ruhumun direğinde
Dönüp durur tartışma
Anımsıyor gibiyim seni
İmarı verilmeyen
Dualarımda bir yerli
Yabancı memleketten
Figürleri kırık fincanın
Her bakışımla yaraladım ayı,
Ruhumdan bir şarap ısmarladım.
Çukurlarına yatıp mırıldandım,
Karanlık yüzünde dostları saydım.
Vaktin tüyleri yolundu,
Dünya fısıldıyor bana,
Soğuk bir sır peşinde.
Bir tütün balkonumda,
Karalar sus deyince.
Kovalar birkaç neden,
Kıtalardı eskiden mesafe,
Kuş izinden gelirdim peşine.
Artık Asya da çöktü içime,
Milyar sesiyle dilesem bile...
Ne kadar inebilirsin derine,
Gözlerin inine, ruhlar şehrine?
Zorlaşır zamanla, soğurken terin;
Ateşle dansında kavrulan tenin.
Yine de cazibesi çeker seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!