Mesafe koyuyorsun
Bilmiyorsun
Kokunu alıyorum
Kahvaltı ettiğimiz yerden
Dondurmacının önünden
Güya yalnız yürüyorsun
Yükseğim şimdi
Hile yapma!
Sen alçaksın dokunamazsın
Oyun muydu hayat...?
Hayat mıydı oyun...?
Gerçeği itiraf mıydı onur...
Bir garip inşaat işçisiyim gönlünde.
Kazıyorum beynimi, kelimeler çıkartıyorum
Cümleler sıralıyorum, aşkımı örüyorum.
Methiyelerden merdiven diziyorum sana doğru.
Gönlünün garip amelesiyim ben...
ANDAÇ
Topuklarını vurarak dans ederken sen
Plaza Mayor’ a ruhum yola çıktı aniden
Yalnız bir gelinciksin rüzgarla raks ederken
Utandım yumdum gözlerimi tut elimden
Gurbete düştüğüm
Başka birisin sen!
Giderken kumsalda bıraktığın balığım ben
Başka birisin sen!
Kızıl güneş batarken
Ey! belediye sahnesinde ağlayan kadın
İçimi burktun...
Sarıldım gönül küpeştesine
Bil ki oyun bitecek, bu da geçecek...
Barda oturuyorum, ahşap yüksek tabure, yaslanacak yeri yok.
Dirseklerimi dayadım bara,söyledim bira.
Susamışım, lök lök lök bitirdim.
Zekai abi bir jack alabilirmiyim diye seslendim.
Yılların Zekaisi, uzun saçlı, deri ceketli, pantolonunun yanından sarkan zinciri ile fenomen bir barmen ama çok aksidir, yan gözle bir bana bir bira bardağına baktı, doldurdu viskiyi. Kaç buz istersin abem dedi. İki buz olsun abi.
Koşarak indim ince patikadan,
Ayaklarım vıcık vıcık çamur içinde,
Akşamüstü keskin soğuk ciğerimde,
Ağaçlar kollarını uzatmış
Çağırıyor, biraz berimde.
Baştan tanışacağız sevgilim
Yarım kalan seyahati tamamlayacağız
Izdıraplar üstüne beton dökecek,
Pişmanlıklar üstüne kardelenler ekeceğiz
Göz yaşımızla denizimizi besleyeceğiz
Ey bencil gönlüm,
Laf geçiremedim sana...
Sevme dedim! O gözler deniz,
Şimdiye kadar kim sahiplenmiş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!