Gözlerini kapatınca karanlığa hapsolur odam,
Yakarım gönül kandilimi görebilmek için seni,
Dudağının kıvrımına bile bağlıyken bu kadar,
Kim kurtaracak senin aydınlığına hapsolan gözlerimi.
Gürül gürül saçların
Akıyor denizler gibi
Ben ufka bakıyorum
Kayboluyor, güneşim
Gözlerin sanki bir ırmak
Günleri bir kitabın satırları gibi takip ediyor gözlerim
Bu anlamsız romanın kahramanı
Ben değilim
Esir kamplarında sayılacak bedenim yok
Hiçbir sayı tanımlamıyor beni
Hiçbir şiir anlatamıyor
1000 yıllık ıhlamur ağacı,
Altında ben,
Taş çatlasa 100 yıllık,
Yanımda köpeğim,
Hadi 10 yıl diyelim,
Şu mayıs gecesinde bir sinek,
Gündüzlerde seni aradım
Gecelerde yaklaştım
Sabah uyandım
Yine boş bir yatakla baş başaydım
Dinledim gündüzleri kuşları
Saçlarımda rüzgar dolanmıyor
Her yanım dört duvar
Artık öksüz gibi hissediyorum kendimi
İçimde terkedilmiş bir çocuğun çaresiz
hüznü var
Şiirlerimi demlerim
Kasvetli odalarda
Loş ışık altında
En kuytu sokaklarda
Kalemlerimi bileylerim
Kuşanırım defterlerimi
Düşmemek için
Korkunç karanlığına
Zihin labirentinin
Sorgulanmamak için
Yüzüstü
Bir postal darbesi daha
Saat 12’yi vurdu
Güneş tepemizde artık
Kılıçların ucunda parlayan
Kendi kibrimizdir
Bize bizi yansıtan
Gergin ellerimiz ileri uzanıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!