Şerbetin olayım fincan kahvenin yanında,
Sıcacık bir an, huzur dolu akşamında.
Tatlı bir esinti, gönlümün fırtınasında,
Bir sevda türküsü, yankılansın odanda.
Acılar içinde büyüdüm,
Bir rüzgâr gibi savruldum yılların koynunda.
İnsanlara karşı hep güldüm,
Gözlerimde saklı bir hüzünle.
Yalnızlığın uçurumunda,
Ben ve sabrım, içiyoruz,
Özlemin sızısını.
Saatler geçiyor,
Bir gün gelir de seni kasıtlı olarak incittiğimi nasıl düşünürsün?!
Ben o adamım ki,
Aramızdaki mesafeler seni fazla yormasın diye,
Kelimelerimle kalplerimizi birbirine hep yakınlaştırmışım...
Seninle adımlamadığım bir şehir var içimde,
Kaldırımları bizi bekleyen, sessizce.
Seninle başlamayan bir hikâye var düşlerimde,
Sayfaları boş, harfleri yazılmamış hece.
Seninle adımlamadığım bir şehir var içimde,
Kaldırımları bizi bekleyen, sessizce.
Seninle başlamayan bir hikâye var düşlerimde,
Sayfaları boş, harfleri yazılmamış hece.
Meğer seninle mas maviymiş gökyüzü bu denli.
Bahçeler de yemyeşilenip süslenirmiş.
Seninle bu kadar güzel kokarmış çiçekleri.
Sen geldin diye ısıttı daha fazla güneş
Sen varsın diye varmış aşkın hasreti.
Senin gülüşünle aydınlanır tüm dünya sanki.
...
Sessizliğe düşmüş yanklı hayatta,
Adını anınca durur içimde zaman.
Gidişinle savruldu her mevsim her an,
Ne bahar kaldı içimde, ne de umut ufukta.
Üşür geceler, ardından daha derin,
Herkes sesinizi duyar, ancak sizi seven sessizliğinizi anlar
Bunun arasında büyük bir fark var.
İlk olan sözlerinizi duyar,
İkinci olan ise kalp atışlarınızı..
Gözlerinizin içindeki derinlikleri okur.
Ruhunuzun gizli dillerini çözer.
Söz yetmez olurken içimdeki yangına,
Tutunur kalbim sessizliğin rüzgârına.
Ne bir harf yeter ne bir cümle anlatır,
Suskunluğum, en derin şiirimi yazdırır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!