Belki beyaz bulut misali dem vurmuş gökkuşağı ruhuna..
Belkide aşina olmuş yıldızlar gözlerindeki ışığa...
Belki sarıp sarmaladığın hayal düşlerinde sokulmuştur yanına..
Korkak ve titrek ellerim buz tutmuş dokunurken sana
Birden alev alacak sanırdı tüm ruhum bedenden yana
Gözlerim teninde gezinirken gizlice
Kalbim dizelerde sıkıştı kaldı.
Kalem yazamaz oldu.
Ruhumun kifayetsizliğini
Gözlerde dondu yaş,akamaz oldu.
Dil lal.
Gönül nahoş bu sıralar.
Bir nisan daha geçecek
Ruhuna dokunamadan gözlerim...
Kirpiklerimden buz damlıyor .
Hislerimdeki yanık kokusu gibi isli gözlerim.
Gözlerim dem akşamlarındaki hüzünlü bakışlarından muzdarip
Ellerim buz,sensizliğin ayazında
Dudaklarım kimsesizliğin ezikliğiyle bükülmüş
Sokak lambasından sızan ışığın altında kıvrılmış kedi misali kalbim....
Zaman, ince bir nehir gibi
akıp durur içimizden.
Her damlası bir hatıra,
her kıvrımı bir ihtimal.
Issız çığlıklarımdın sen.
Gecenin sessizliğinde,
Nağmelerle yüreğime işlenen
Ve ayışığındaki melodilerle
Hayalleri süsleyen sen
Yine yakamoz vuran suyla
Gel koylarımı sana açtım sevgili.
Dalgalarınla savrulalım aşk limanına.
Son bulsun odandaki hayali resmim.
Unut; unut sıcaklığımla döktüğün gözyaşlarını..
Unut zamansız yağan yağmurları.
Yastıklar mutluluk gözyaşlarımıza şahit olsun şimdi.
Bu şehrin keşmekeşliğinde
Yollara dalar buldum gözlerimi
Sahili bir hınçla döverken dalgalar
Dağların dumanıyla buluştu gözyaşlarım
Yalanlar yılan gibi dolanmıştı tepelerin ardına
I. İstanbul’un Dili (Mekân)
İstanbul sessizlikten sıyrılırken usul usul,
Sabah, dokunulmamış bir tılsım gibi efsunlu uyanıyordu uykusundan..
Her gidiş bir kalışı, her kalış bir gidişi barındırır ardında.
Kaçışlarım hep ani oldu sevgili
Mutluğun içindi tüm kayboluşlarım
Ve şimdi çocuksu bir sevgiyle bırakıyorum seni.
Ellerim ellerine kavuşamadan
Tekrar görüşmek dileğiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!