I. İstanbul’un Dili (Mekân)
İstanbul sessizlikten sıyrılırken usul usul,
Sabah, dokunulmamış bir tılsım gibi efsunlu uyanıyordu uykusundan..
Her gidiş bir kalışı, her kalış bir gidişi barındırır ardında.
II. Zamanın Dili (Sessizlik)
Zaman, ince bir nehir gibi akıp durur içimizden.
Her damlası bir hatıra, her kıvrımı bir ihtimal.
Her “varış” kendi “gidiş”ini taşır,
her “başlangıç” kendi “son”unu hazırlar.
İnsan, kendi içindeki sessizliği dinlediğinde
varoluşun en derin şarkısını duyar.
III. İç Ses (İnsan)
Ben, bu şehrin ve bu zamanın yolcusu,
kendi içimde saklı baharı arıyorum.
Her adımda bir eksiliş,
her nefeste bir tamamlanış var.
Kendi gölgemle barıştığımda,
kendi yalnızlığımı sevdikçe,
anlıyorum:
Varoluş, dışarıda değil,
tam da içimde büyüyen bir yolculuk.
Ne İstanbul’un sabahı,
ne zamanın sessizliği…
Hepsi benim kalbimde birleşiyor,
ve ben, kendi iç sesimde
sonsuzluğun cevabını buluyorum.
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 22:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!