Anam benim, babam benim, can toprak!
Dökmedik mi, yollarında kan toprak? !
Yeşil verdin, sarı verdin, al verdin
Yiğitlere meydan meydan şan toprak...
Arıların çıçeklerden balısın,
Bir gün yüce dağların
Başını duman almış,
Yaşamak pek pahalı
Bir mucize, masalmış.
Dişleri kan damlayan
Ruhumu bir ilâhî kapladı bilmem neden? ! ..
Anladım ki; çağlayan, Nasrullah Şadırvanı.
Güllerin bülbüllere 'nerdesin? ' demesi bu,
Her yanından beş vakit, mırıldanır ezanı.
Gözlerinden suyunu, inciler döker gibi
Çocukken benim,
Küçücük bir dünyam vardı.
İçine gökkuşağı, pamuksu beyaz bulutlar
Işıl ışıl yıldızlar,
Bir kâinat sığardı.
Birbirimizi kestik hep,
Reklâmlardı ençok sevdiklerimiz,
Vitrinlere oynadık... Lâ'net olsun! ..
At nallarını taktık yakalarımıza,
Göğsümüze basa basa geçtiler.
Tuhaf, değil mi?
Birbirinden uzak yerlerde, şu iki resim.
Altlarında yazılı; değişmemiş adresim.
Biri Fâtih edasında,
Deryaları bir hız geçiyor,
Dün akşam,
Cevizli Park'a uğradım yalnız,
Şelâleyi görünce içtim susuzluğumu.
İçmişim bir solukta, her bir damlasını,
İçmişim, içmişim sabaha kadar.
Şarkılarda dinlemiş, duymuştum
Güllerin, al güllerin solduğunu, gün be gün.
Aşkından bülbüllerin kahrolup bittiğini...
Bir düşün!
Açar mıymış? Baharı, yazı beklemeden
Düşmüşüm ben, bir yaprak sarısıyla yerlere
Deşmişim bin mezarlık sonbaharı zamansız
Benliğimin kaybolan bir ömre bedel/cansız
Zehrini içmiş gibi şu yaslı ince dere.
Esiyor bir yabancı lisânıyla saçlarım
Bu gece ben de,
Karanlığı kattım önüme, kovmak için.
Şiirim ve ben, arkadaş olduk, söz verdik:
Güneş'i karşılamalıyız doğarken,
Saçarken saçlarını taranmış, tepelerden yavaşça...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!