Çıplaklığımı
Pazara götürmüştüm,
Çulsuz diye almadılar...
Zamanın nankör,
İnsanın bir bilmece olduğunu;
Havası hoş, suyu güzel
Ne güzeldir Kastamonu!
Gel sinemde uyu güzel!
Ne güzeldir Kastamonu! ..
Ilgaz ile İsfendiyar
Zemberekler büsbütün
Zamanı başıboş bıraktı gitti.
Yolların ardısıra başım benim,
Daldıkça daldı...
Sarı sarı yapraklar,
Kızılay Meydanı'nda her akşam insan seli
Akarmış bir aşağı, bir yukarı ezeli.
Boş gezenler, gâripler, hoş vakit geçirirmiş
Âşıklar bir köşede beklerlermiş güzeli.
Bir gün, benim de yolum, düştü bu başşehire
Bir doğum sancısıdır, içimizi yakan aşk,
Altımızda yürüyen, bir zaman merdiveni.
Görürüm, az ötede birleşir yollarımız,
Vuslatına katmakmış, gurbetin derdi beni.
Doğar Güneş’ten erken, gecenin seherinde
Bir sükûtu hayal olur, diye yâr
Sıla ile vuslatından korkarmış.
Hakikat; bir damla su mermer oyar,
Bir katre aşk, dokununca yakarmış.
Bakmaz mısın, açılınca her çiçek
İnmiş bir nur göklerden,
Yıldız güzeli Aykız.
Denizlerden ve yerden
Dünya güzeli Aykız.
Günlerden bir gün imiş,
Gülsünler,
Hep gülsünler istiyorum.
Yeni açmış çiçekler gibi bahçemde
Çocuklar şen-şakrak, hiç mi hiç ağlamasınlar istiyorum.
Şarkılarını söylesinler kırların,
Kelebekler gibi mutlu,
Yâr! Yanayım.
Ateşinde yanayım yâr,
Kor olayım.
Şu gönlüm, vuslât diler,
Ellerim, ayaklarım vuslât diler.
...ve birgün,
Çaylarım döküldü bardaklardan...
Niçin, demiştim galiba.
Bakınca gözlerinde bir hışım,
Yüzünde bir tebessüm vardı, alaylı...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!