Bugün mutlu uyandım.
Sen vardın yanımda biliyorum.
Saklansanda benden,ses çıkarmasanda buradaydın :)
Her sabahki gibi zorla kalktım yataktan
' Anne kahvaltı hazır değil mi? '
-Ses yok.
Ne gerekli? Bana bunu söyle yeterli!
Herşeyi yapmaya hazırım.
Özür dilemek mi? Defalarca yalvarmak mı sana dön diye?
Tamam be adam! Ne olursa razıyım..
Acıda senden gelsin,mutlulukta.
Zaten senden öte kimse yok benim ufkumda.
Bilemezdik.
Ayrı ayrı yerlerde nefes alıp verirken, birgün aynı yatakta nefeslerimizin karışacağını bilemezdik. Tesadüf mü dersin bu karşılaşmaya?
Her acının adı tesadüf konulmuşken bu dünyada.
Akıtacak gözyaşlarımız varmış aslında, ayrılığımız buna ufak bir bahaneydi sadece.
Hayat bir elimize yaşanası bir aşk bırakırken, diğerine onu yok edecek kadar acı bırakmış meğerse..
Bunu göremedik, görmek istemedik.
Belki çocukken dinlediğimiz o aşk masalları olmasaydı, hiç birimiz öldürmeye bu kadar meyilli olmazdık.
O halde beyaz atlı prensini bekleyen tüm prenseslerin gelmişini geçmişini sikeyim.
Nede olsa oda geldiği zaman aynı şeyi yapacak.
Bize bu şekilde anlatsalardı, prens atından indiği zaman üzerimize binmesine izin vermeyecektik belkide..
Şimdi sana gelelim.
Özlemişsin. Hemde deli gibi..
Sanki her şey hala aynıymış gibi, umursamadan yakiyorum sigaraları.
Sanki sonsuza dek işten çıkıp geleceğin ev burasıymış gibi, kapatmıyorum kapılarımı.
Senin o tatlı bakışların gözlerime değene kadar öyle acı oluyordu ki,
Dayanamayıp salıyordum gözyaşlarımı acımı dindirsin diye.
Ama ne onlar, nede yeryüzünde bulunan hiçbir şey senin ‘kal’ deyişin kadar dindiremezdi acımı.
Sana karşı kurabileceğim tüm cümleleri kurdum.
Farkına varmadan büyüyor insan.
Görmezden geldiğin şeyler zoruna gitmeye başlıyor.
Fakat kaç yaşında olursa olsun, ailesini özlüyor insan..
Bir yanın eksik, bir elin yok sanki.
Zaman geçtikçe bilinen değerlerinde bir önemi yok.
Pişmanlıktan ötesine geçilmiyor.
Neler yaşamış kalbim, neler anlatmış ellerim..
Yazdıklarımı okuyunca geçmişimle yüzleşiyorum.
Özlüyorum, düşünüyorum, üzülüyorum..
Anlatacak güzel bir şeyim olmamış hiçbir zaman.
Dert etmişim ne var ne yoksa içime.
Yaşamayı zorlaştırır düşünmek, mutlu olmayı engeller sorgulamak.
Başlamak en zoruydu her zaman benim için ama yılların birikmişliği var ellerimde bu sefer. Can atıyor seni yazmak için, bıraksam kendiliğinden dökülecek kelimeler. Yanında olup yüzüne karşı söylemek vardı bunları ama biliyorsun karşında tutuluyor dilim. Belki korktuğumdan, belki unutmuşluğumdan bilmiyorum. Unutmuştum ben herşeyi ama sen sanki kendi elinle koymuşsun gibi tutup çıkardın ortaya. Ben aslında seni beklemişim. Seni tanımıyor olabilirim ama ben yıllarca senin gibi birini değil de seni beklemişim. İyi ki geldin.. Yüzüne bakmanın güzelliğini anlatmak istiyorum biraz sana. İçimde camlar çerçeveler kırılıyor ama gözlerinin güzelliği azaltıyor canımın acısını, tuzla buz olmuşların üstünden yalın ayak geçebiliyorum. İmkansızlığın kenarında oturmuş bakıyorum olmayacaklara, tam düşecekken kirpiklerin tutuyor beni. Sonra dudakların.. Yüreğimin soğuğundan donacakken bedenim, tek bir öpüşüyle yangın yeri ediyor her zerremi. Günaydın mesajların yetmiyor artık bana, ben yanında uyanmak istiyorum. İyi geceler dileme sakın, yanında uyumanın güzelliğini bile bile burada uyuyamıyorum. Sabret diyeceksin, edilir elbet ama ben korkuyorum. Mesafeler kokumu unutturursa sana, teninden silinirse parmak izlerim. Yine de bekler misin? Yanında kim olursa olsun aklında beni tek tutarak, kalbine girmeye çalışanlara inat kilit vurarak kapısına, bekler misin? Bana sorma ben beklerim.. Seni ne çok beklediğimi bir bilsen zaman kavramını yitirirdin. Onla bir işimiz yok zaten, duruyor tüm saatler sen bana dokunurken. Sanki hiç sabah olmayacak gibi sevişip, hiç akşam olmayacakmış gibi açıyorduk gözlerimizi birbirimize.. Yetmiyor.. 3 gün değil 3 sene kalsam yanında yetmeyecekmiş gibi geliyor. Seve seve bitmeyecekmiş gibi geliyorsun. Senden bir beklentim yok derken yalan söyledim, senden çok beklentim var ama yapmak zorunda değilsin. Ben senin hayatında olmak istemiyorum, ben senin hayatın olmak istiyorum. Gittiğin yolların bana çıkmasını istemiyorum, o yolları birlikte gidelim istiyorum. Biliyorum bunlar zor gelecek sana o yüzden dile getirmiyorum. Sen, senden bir beklentim yokmuş gibi bilmeye devam et. Sanki sesini duymak yetiyormuş gibi, sanki delirmeden bekleyebiliyormuşum gibi seni, dünyadaki tüm takvimleri ateşe vermek isterken sanki sakince gün sayıyormuşum gibi..
Günü kurtaran kahvemle sigaram oluyor yine.
Benim gibi onlarında bir yanı eksik, bir bardak boş, bir sigara yanmıyor.
Hazırladığım bavula her şeyimi sığdırmaya çalıştım, biz her zamanki gibi ortada kaldık..
Yere göğe sığdıramadım yine bizi, ufacık kalbime sığdırdığım gibi..
Ne tuhaftır şu hayat, başına ne gelirse gelsin ölmüyorsun.
Ama yaşamıyorsun da..
İnsanların korkularıyla yüzleşmeleri kadar zor bir şey varsa, oda korkularından kaçmasıdır..
Muallakta sıkışıp kalmakta çok kötü elbette.
Korkularından kaçmaya çalışırken bir anda onlarla karşı karşıya kalabilir.
Benim korkum senin gitmendi, gittin. Yalnızlığımın yeniden dirilmesiydi, sarmaş dolaş uyuyoruz.
Yüz göz ettin beni yeniden yalnızlıkla..
Ben hala kabul etmiyorum, ortada düzeltilmesi gereken şeyler var ve bunların düzelebileceğine inanıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!