Vade yetişip çatınca, düşeceksin kör tuzağa,
Yıldızların eridiği, ulaşılmaz o uzağa,
İpek kürkler giyinse de, makam mevki sahipleri,
Toprak ona yurt olacak, gömülecek şol toprağa.
*
Kader kalemi çekilmiş, asla kurtulmak olamaz,
Fani beden göçüyorken, hüsran akıp dolduramaz,
Zafer tacı takılmışken, sönmüş umut alevleri,
Mahşer günü terzisinin diktiği kaftan solamaz.
*
Ağır miras taşımaktan, yoruldu hep dizlerimiz,
Söylenmemiş aslı nedir, kayıp gitmiş gizlerimiz,
Çölün kavurucu çağı, içtiğimiz sular zehir,
Tozlu mekan içlerinde, kayboldu tüm izlerimiz.
*
Eşi benzeri bulunmaz, ulu rahman tek bilinir,
Sina Dağı zirvesinde, Musa nuruna sevinir,
Gökyüzünün ufukları, kucaklıyor yıldızları,
İbrahim'e ateş serin, korlar içinden dirilir.
*
Kalbini sakin yaşat ki, acılar canda bitmesin,
Ayrılık vakti yetişse, gözün yaşını dökmesin,
Akıp giden saniyeler, ömürden çalıyor hemen,
Karanlık uçurumlarda, asla boyunlar bükmesin.
*
Böbürlenip gezen şahsa, nasip olmaz ferahlıklar,
Zalimlerin tahtı yıkık, ateş saçar o boşluklar,
Mahkemeler kurulunca, haklı haksız ayrılacak,
Elbet mezara düşecek, ömür süren şu varlıklar.
*
Ecel şerbeti içilip, unutulur tüm meseller,
Mazi olur yaşananlar, uçar gider eser yeller,
Çırak usta farkı kalmaz, odalarda ışık söner,
Toprak altında beraber, susar artık tatlı diller.
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 16:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!