DÜŞÜME DÜŞTÜN
Senden önce her şey bana yabancı,
Yakınlar şüpheli, doğru yalancı.
En tatlı ümitler, içimde sancı,
Her yokluğun ölüm, bilmem bu kaçıncı.
Sen gidince birden her şeyim sustu,
Sensiz en parlağı, güneşin pustu.
Dokunmak sana yakından sadece düştü,
Şimdi varsın ya, içime bir huzur düştü.
Evvelden dünyamda renk denen yoktu,
Baktığım her ışık gölgeye uçtu.
Henüz görüyorum bazı renkleri,
Onlara senden bir damlacık düştü.
Bu kadar mı cansın, ölmüş gönüle?
Aşkınla taşlar bile geliyor dile.
Bülbülü bağlayan kendine güle,
Senin bir damlacık al kanın düştü.
Maziler anlamsız, âti karanlık,
Gönül darmadağın, kalp ise kırık.
Yokluktan vücuda büründü varlık,
Senden bir damlacık hayatın düştü.
Gönlüm yerlerdeydi, hep sürünürdü,
Felekten çaldığım her gün vurgundu.
En iyi dostlarım o gün dargındı,
Onlara senden bir tebessüm düştü.
Sevgisiz, ölüydü bomboş yüreğim,
Az değil ki, hangisini diyeyim?
Şimdi bükülmüyor artık bileğim,
Pazuma senden bir az bakış düştü.
Gözlerim zayıf idi, zor seçiyordum,
Dostu düşman, düşmanı dost görüyordum.
Ferimde tezyidat var, biliyordum,
İki gözüme senden iki göz düştü.
Gitmezdi ayağım iyi yerlere,
Uzanmazdı elim hiç diğerlere.
Meydan okuyorum kötülüklere,
Dizime senden bir derman düştü.
Tutuk idim, dil bilmezdi şiiri,
Nazım, nesir nedir, nedir diğeri?
Şimdi tutulmuyor dilin eyeri,
Ona da sendendir bir sevgi düştü.
Çürüktü bedenim, ağrı her yerde,
Baş ağrısa bulunmazdı hap derde.
Şimdi tam nefesim, sağlık bedende,
Tenime senden bir dokunuş düştü.
Ağaç gibi çakılıydım bir yerde,
Gelirse kaçamazdım, yağmur kaderde.
Şimdi kanatlıyım yedi kat gökte,
Tüyüme sendendir bir sihir düştü.
Saatim durmuştu zamana karşı,
Gün gece olmazdı, hiç bende farkı.
Şimdi tik tak inletiyor âfâkı,
Ona da sendendir bir kurum düştü.
Otuz beş yıl uyku uyumuş gönlüm,
Meğer bir zindanmış, kalp iki büklüm.
Artık her davaya eriyor aklım,
Aklıma sendendir bir akıl düştü.
Şimdi tenim yumuşak, pürüzsüz gibi,
Tenime senden bir dokunuş düştü.
Bu dudak bu kadar cümle bilmezdi,
Onlara sendendir bir ilham düştü.
Dünyam daracıktı, sığamazdım ben,
Yoluma senden bir aydınlık düştü.
Şimdi kalbim dolu, kana yer yok ki,
Kalbime sendendir bir parça düştü.
Günlerim karanlık, gecemse gündüz,
Tenhalara senden bir varlık düştü.
Gözlerimi kapasam en mutlu ânım,
Hayalime senin hayalin düştü.
Bir buz idim, yanıp yanıp eridim,
İçime sendendir bir ateş düştü.
Evvel açgözlüydüm, her şey yer idim,
Gönlüme senden bir kanaat düştü.
Doyurmazdı beni güzel taamlar,
İştahıma senden güzellik düştü.
Artık hiç güzeli görmüyor gözüm,
Gözlerime senden güzellik düştü.
Kalbimde hiç yer yok, senle dopdolu,
En ücra köşeye senden sen düştü.
Bakamam artık ben bir başka kalbe,
Kalbime sendendir bir perde düştü.
Rüyanda görürsen mutlu isem ben,
Aşkından bırakıp seni giderken,
Sen bu dünyalarda, ben ötedeyken,
Bil ki senden bir parça dua düştü.
Katıma senin bir Fatiha'n düştü.
Günüm kahkahayla, boş lafla geçti,
Göz kimde dış varsa, hep onu seçti.
Şimdi gözlerime yaşlar üşüştü,
İçime senden bir hatıra düştü.
İçim simsiyahtı, gündüze inat,
Yetmezdi gidermeye kirimi Fırat.
Şimdi gözlerimden yüzüme nur aktı,
Gözünden gözüme damla yaş düştü.
Doğu ne, batı ne, neresi yönüm?
Neye geldim ben, neydi misyonum?
Tek sevgiden yana artık her günüm,
Kalbime senden bir pusula düştü.
Önce her dediğim bende sezmezdim,
Doğru mu, yanlış mı, pek düşünmezdim.
Şimdi Fırat kıyısında koyunu seçtim,
Gönlüme senden bir terazi düştü.
Sen başka dünyada, ben başka yerde,
Lokman bulamazdı çare bu derde.
Buluşmamız yasak bize kaderde,
Kadere senden bir ayrılık düştü.
Bende sevmez idim kaba sözleri,
Bırakmazdım uzun, yaşlı gözleri.
Aslıma dönüş var senden ileri,
Ruhuma senden bir incelik düştü.
Yüzüne bakınca, içim gidiyor,
Sanki eksiğim, bir parçam orada duruyor.
Ne yapsam ne etsem içim dolmuyor,
İçime sendendir bir boşluk düştü.
Sen gidince birden her şeyim sustu,
Ümidim, hayalim sulara düştü.
Gönül dünyam bile bir an büzüştü,
İçime sendendir bir yokluk düştü.
Diyarıma ağaç, ot uğramazdı,
Yerler hep çatlak, yağmur yağmazdı.
Şimdi binbir renk eden güller bittiyse,
Çöl dünyama senden bir vaha düştü.
İsmini anınca bana can geldi,
İnciler yetmedi, mercanlar geldi.
Dağ kadar günaha Hak'tan af geldi,
İmanından payıma merhamet düştü.
Eğer yüz çevirsen bu âşık kuldan,
Kaybolup gidersen bir an günümden,
De ki senden bana bir ölüm düştü.
Bil ki sana benden bir ölüm (ceset) düştü.
Bırakmam ellerini bir an elimden,
Ne olur çekme gözlerini gözümden.
Gözyaşı görürsen eğer derinden,
Bil ki bu tek cana bir verem düştü.
Yokluğumda bir gün, camın tıklarsa,
Beyaz bir güvercin gül bırakırsa,
Güzel gözlerine derince baksa,
Bil ki tenim ruhsuz, yerlere düştü.
Seni bulmalarım seyreldiği gün,
Unutursan günden hangisiydi dün?
Yiyemezsen günde yemek, üç öğün,
Azrail'den bana bir dokunuş düştü.
Hak katından cana bir çağrı düştü.
Anla, yolum bir kabristana düştü.
Gülüşüm boşa değil, huzur sebepli,
Kalbim çırpınıyor, gönlümse deli.
Ben bu duaları ettim edeli,
Açık kollarıma …………….m düştü.
Kayıt Tarihi : 8.10.2017 18:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!