Büyümüşte benim kuzum yirmiyi geçmiş
Daha dün minicik ellerini tutuyordum
Kısacık bir hayatı başarıyla dolmuş
Hâlbuki daha dün ellerimle uyutuyordum
Hiç eksilmesin gülücük güzel yüzünden
Ne yapayım bilmem ben bu halimle
Yolumdan izimden sapmışım sanki
Besleyip yılanı kendi elimle
Ağuyu, zehiri içmişim sanki
Kordan ateşlere dayandı beden
Ne çok şey var şu kısacık hayata dair söylenecek
Bir hayli hayal kırıklığı, üzüntü ve azıcık sevinç
Doğum, yaşam ve ölüm ardından gelecek
Geride kalan sadece biraz hatıra, az da övünç
Ne ses kalacak ne seda ne bir zerre bedenden
Kim bahsedecek az bir süre sonra cisminden
Ne yaptım dedim bu benim ifadem
Doğrulukla geçti onlarca senem
İyilikler kalır sadece desem
İnsanlar boş ver geç diyorlar bana
Nedir bu acı, ortadaki zulüm
Yakamozların oynaştığı şu engin,derin ve mavi deniz kimbilir kaç kişinin hayran bakışlarına düçar olmuştur.
Kuşlar bu uçsuz bucaksız dağ manzaralı tablonun üzerinde süzülürken bir o yana bir bu yana
Salınmaları sanki onların bir rüzgar anaforuna kapıldığı hissini verir insana.
Ta uzaklardan kıvrılarak gelen ve bir köşesinden vadinin denizle kucaklaşan köpük köpük sular,sanki o enginliğe müjde verir gibidirler.Savrularak yukarılardan gelen tahta kayıkları çocukların,özgürlüklerini kazanmışlığın hazzı ile ufuklara,uzaklara yelken açmaktadırlar.
Anne gibi şefkatli baba gibi sakin, gelen çocukları bağrına basar ve öyle şakalaşır öyle kucaklaşır onlarla ve sevinci o maviliğin dalgalarında belirir,nerdeyse afacanların kahkalarına karışarak.
Ama hep mutluluk çehresi gözükmez o ummanın bir de azgın çatık kaş sahneyi oynarken görün onu..O ne hiddet, ne surat, ne yaygara..İnsana bir ürperti salar böyle haliyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!