İstemezdi doğmak belki bu sabah,
Yeryüzü nefsin pençesinde kaybolurken.
Fıtrattan uzak, her adımda bir günah,
İnsanlık dünyalık hesaplarla uyurken.
Güneş bile utanır her gün süzülmekten,
Görüp de hırsın o kör karanlığını.
Vazgeçerdi belki bizi aydınlatmaktan,
Unutmuşken beşer kendi aslını...
Lakin ferman büyük, emir O’ndan gelir,
Boyun büker güneş, göğe süzülür yine.
"Doğ" der Yaradan, "belki bir kalp dirilir",
Nurunu gönderir yinede yeryüzüne
Maddeye bürünmüş bunca kör gözler,
Görmezler semada kusursuz ayetleri.
Dillere dolanmış riyakâr sözler
Unutmuş kalpler o eski hasletleri.
Toprak bile ağlar üstünde yürüyene,
"Nereye bu gidiş?" diye sorar her taş.
Ömrünü beyhude yere çürütene,
Yoldaş olur ancak kibirle ihtiras.
Haya perdesini yırtıp atanlar,
Bilmezler mi mizan kurulur bir ara?
Üç günlük dünyaya dinini satanlar,
Açarlar ruhunda kapanmaz bir yara.
Ahirzaman denen o çetin devirde,
Doğruyu söyleyen diller susar olmuş.
Gönüller kaybolmuş hırslı bir nehirde,
Merhamet pınarı büsbütün kurumuş.
Güneş neylesin bu çorak iklimi,
Işık vurur ama yürekleri buz tutmuş.
Yitirmiş insanlık o temiz ilmi,
Kul,yüce Rabbine şükrü unutmuş.
Bakar da yukardan şu fani mülke,
Güneşin her ışığı bir ibret taşır.
Hani sadakatle varılan o ülke?
Adımlar karanlık yollara karışır.
Her seher vaktinde göğe bakarım,
Güneş sitem eder, bulutlar ağlar.
Ben kendi içime dertler yakarım,
İnler feryadımdan şu yüce dağlar.
Fıtrat boyanmışken bin bir karaya,
Beyazı seçmeye derman mı kaldı?
Gönül merhem arar kanayan yaraya,
Gençlik rüzgâr gibi ecel kapıyı çaldı.
Bir lokma ekmeğe hile katan var,
Kölesi olmuşlar para ve pulun.
Mazlumun ahını hiçe sayan var,
Hesabı çetindir bu gafil kulun.
"Doğ" emri gelince güneş boynunu eğer,
Kainatın ancak Hak’tır emir sahibi.
Uyan ey insanoğlu, gafleti yere ser
Geçiyor bu ömür bir rüya gibi.
Akıllar şaşırmış, yönler karışmış,
Nefis denen düşman oturmuş başa.
İnsanlar şer ile adeta yarışmış,
Yazıklar oluyor geçen yaşa.
Dost dostu sırtından vurur bu çağda,
Vefa kapısını kilitlemişler.
Bülbüller ötmez olmuş o bağda,
Gülleri dikene terk eylemişler.
Güneş her batışta müjdeyi bekler,
Belki bu gecenin sonu hayırdır.
Sema kapısında bekler melekler,
Geçtiğin bu yollar düz değil, bayırdır.
Kimi saray yapar kalbini yıkar,
Kimi mal yığar taparcasına mala.
Bu gidişin sonu hüsrana çıkar,
Bin pişmanlık getirir bu kula
Ey güneş, sen yine yap vazifeni ,
Işığın sızsın o katı kalplere.
Belki uyanır da bilir kendini
Yüzünü çevirir nurlu yerlere.
Zaman akıp gider, yer ve gök yasta,
Ömürler eriyen bir köpük gibi.
Ruhlar feryat eder, gönüller hasta,
Dağıldı insanlık bir bölük gibi.
Güneş doğar elbet ferman gelince,
Kula o gerek ki özünü Hakk'a vere.
Karanlık geceler sona erince,
Rabbim bizleri de nura götüre.
Bu kul der ki; sözüm önce kendime,
Nefsimle cengim var bitmez bu savaş.
Güneş şahit olsun dertli sitemime,
Gözümden dökülsün gizlice bir yaş.
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 14:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!