74- Hala Ve Hep Şiiri - Ali Fırat Dicle

Ali Fırat Dicle
234

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

74- Hala Ve Hep

74-HALA ve HEP

Seninle bir köşede, loş bir meyhanede,
Dumanı tavana yükselen rakı masasında
Günahlarımızı meze yapıp içmek isterdim.
Bir yudum, bir kıvılcım, bir bakış...
Zeytin tanesi gibi acısı dilimizde kalan
O eski yaraları,
Birer birer çatalın ucuna takıp
Sana sunmak isterdim.

İçer içer, ağzıma ilk gelen kelimeleri
Söylemek isterdim sana...
Hiç süslemeden,
Hiç korkmadan.
“Hani vapuru kaçırırken söylenen
‘hay aksi’ gibi...
Hani son tren giderken
İçinden yükselen o büyük,
O çaresiz ‘ah’ gibi...”

Sözlerim yarım kalsın,
Gözlerim dolsun,
Rakı bardağı terlesin masada.
Dışarıda Boğaz’ın karanlık suları
Vururken kayalara,
İçimde senin adın
Dalgalar gibi kırılsın.

Seni asla yüzüstü bırakmadım,
Terk etmedim,
Kırmadım bilerek.
Ama işte en güzel cümleler
Hep en sonda söyleniyor,
En derin özlemler
Hep en geç anlaşılıyor.

Şimdi nerede olduğunu bilmiyorum.
Mutlu musun?
Gülüyor musun birinin omzuna yaslanırken?
Hatırlamıyorsundur beni,
Biliyorum…
Ama ben seni hiç unutamadım.
Her rakı kokusu,
Her eski şarkı,
Her yalnız köşe
Seni getiriyor aklıma.

Olmuyor güzelim, olmuyor...
Kâğıda dökmeye çalıştıkça
Daha da derin yarılıyor içim.
Yine de yazıyorum...
Çünkü sen aklıma gelince
Dünyada yazılmamış en güzel şiir
Kendiliğinden dökülüyor kalemimden.

Gel, bir yudum daha içelim.
Günahlarımızla,
Özlemlerimizle,
Söylenememiş her şeyle...
Koyu bir köşede,
Sadece ikimiz.
Rakı, meze,
Ve aramızdaki o tarifsiz acı.

Belki bu sefer
En son söylenmesi gereken kelimeleri
En başta söylerim.
Hâlâ.
Ve Hep.

04.12.2000

Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 22.05.2026 16:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!