Bir masal,
Bir yalan...
Kapkaranlık gece ve bulanık bir göl,
Seni ararken uyandım, kupkuru bir çöl.
Sensizlikle çölde tanıştım, başıma yağmadı kar,
Serap gördüm yüz tane, hepsinde sen vardın yâr.
Dedik: Ey Aşk! Bu mudur edebin?
Bir kökte iki kaktüs mü olur, nedir sebebin?
Ey Aşk! Ateştin,
Ateştir senin nesebin.
Serapta rahatça koşuşanlar gelsin beni dinlesin,
Nehr-i deşt’i aşmaya çalışan Garip'in hâlini kim ne bilsin?
Hem bana hem sana âyinedir bu hâl,
Goftâ ke kas ne-dâned, dar vadi-i aşk în hâl.
Unutma!
Sarzeniş-ha gar zened mog-e mogilan gam mehor
Her dokunuşumda o tatlı dikenlerine,
Mecnun sesini duyurur ıraklardan hevesle gelenlere.
Yorgun dil-i Mecnûn-sıfatım,
Fırâk-ı Irak imzalanmış fermanım,
Seraptır bana vuslat-ı cânânım.
Fırâkından yanıyorum, bırak cefayı,
Hicran bize bela oldu, Rabb'im döndür belayı.
Günahtır, Yapma!
Dermanı yoktur, kaçamaz garip bu yaradan,
Beni bu hicran kumlarına mahkûm eyleme Yaradan.
Kayıt Tarihi : 9.06.2026 03:19:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mantıku't-tayr çevirisi okuduğum gecenin sabah 2.30’unda bana vahyedilen şiirdir. Hafez ve Fuzuli’den bir kaç alıntı yaptım telif atmayınız. <3




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
Teveccühünüz ^^
TÜM YORUMLAR (2)