İhanet ikliminde, zirveye mi ulaştın?
Bana yazdığın sözle, ellere mi bulaştın?
Kendi benliğini sen, ne zaman da aştın?
Gözümdeki bu yaşın, sende vefası yoktur
Sözün kutsallığını, hiçe sayıp da geçtin,
Vefa sofrası dururken, zilleti mi seçtin?
Kendi sonunu inan, kendi elinle biçtin,
Gönül yıkan birinin, dilde duası yoktur.
Nankörlük aynasında, kendini seyret dur da,
Yiğitlik bulunmaz hiç, senin gibi bir kulda.
Bizim yolumuz ayrı, sen kal o eğri yolda,
Zehirli bir nefesin, tende şifası yoktur.
Şeref dediğin tacı, her başa takamazsın,
Bir kalbi yıkıp sonra, yüzüne bakamazsın.
Sen bu kirli geçmişle, yarınlara akamazsın,
Zulümle kurulanın, başta bekası yoktur.
Bir zamanlar can idin, şimdi elden de öte,
Lüzum kalmadı artık, başka bir merhamete
İmzanı attın bizzat, bu büyük ihanete,
Yıkılan bir sarayın, başta sultanı yoktur.
Bitti bu son sözlerim, mısralar mühürlendi,
Senin o kirli sevdan, kalbimde zehirlendi.
Gönlüm artık tertemiz, kederden temizlendi,
Ölü bir hatıranın, bende dermanı yoktur.
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 17:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (1)