Şöyle bir görüntüsü var gözümün önünde
Deniz kızının,
Zarif boynuyla, incecik bir buz tabakasının üzerinde,
Kıvrılıyor değil sanki,
Gökyüzünde salınıyor ak güvercin gibi.
Tırnaklarımı kemiriyorum,
Hiç yoktu zaten.
Doğduğumdan beri
Uzamaya çalışanı kemiriyorum.
Ama yutmuyorum, korkudan
Dronelar çıktı çıkalı
Manzaralar daha da güzelleşti
Ağaçlar yukarıdan daha yeşil
Nehirler, ırmaklar tepenin altına akıyor
Köyler ve yaylalar amma da geniş görünüyor
Karlı dağlar nasıl da olağanüstü heybetli !
Efkar denizindeki kayıkçı
Kalbinde çiçekler açmış, çiçekler solmuş
Elinde cigarası, ıssız ışıklara dalmış uzaklarda
Hem de rakı masasında !
Ama olsun...
Hepsine olsun dediğimiz gibi,olsun bu da.
Eskici bir barda, karşılıklı masalarda
Bira tokuşturuyor iki genç gözleri gülerek
Işıklar açık kalmış,
Bunun utancıyla bir selamlaşma
Her şeye kadir !
Bir sofrada oturuyorum;
Gülüyorum,
Eğleniyorum.
Sonra kendi tabağımı temizliyorum,
Arta kalanları çöpe atıyorum.
Sarmadı son kezler gördüğümde onu
Boynumdan, gülümseyerek.
Nerede olduğumun ne önemi var
Beni bulmuşken kalabalık seslerin ortasında.
Henrich'in Gretchen'i kurtarmaya geldiğinde,
Beş demir parayla amazon binalarında,
-Buralar da eskiden hep ağaçlıkmış-
Kitapların ve şairlerin dediğine göre,
Kutsal kokan taşlardan sonra
Egzoz dumanları burnumda kükrüyor şimdi.
Yaşıyorum o eski günleri
Hatıraları kalacak İstanbul'un
Güneş batarkenki,
Denizin ve karşı kıyının hali.
Fotoğraflarda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!