İnsan ateşin varlığını,
Arkasında bıraktığı küllerden anlıyor,
Demem odur ki,size acı versede
Küllerinize sahip çıksın
Yalnızlıktan kudurmuş bir kader mahkumuyum,
Demir parmaklıklar arasında,
Ruhumun kemirilişini,
Elimden bir şey gelmeyişinin acısını yaşıyorum,
Ayağıma taş bağlanmış,suyun dibinde,
Alnını omzuma yaslayışını
Mapushane demiri otuz sekiz adet,
Üç lamba,on yedi ranza…
İki masa.
Öyle sayıyorum işte,
Dalıyorum bazen, gidiyorum.
Sana en çok şiir yakışıyor,
Şemaline mavi
Bir tekne motorunda yol alıyoruz
Deniz masmavi.....
Kendini bana bırak bu gece
Sığın kalbimin en derinine
Dünya yansa umurumda değil
Yeter ki düşme ellerime
Gurur dediğin boş bir heves
Şimdi kış,
Pek yaprak görünmüyor dallarda,
Ama biz biliyoruz ki,
Bahar mutlaka gelecek,
Ve hep birlikte duyacagız yapraklı dalların sesini,
Mavinin tonunda nisana 5 kala.....
Bir akşam üstüydü…
Ne hava tam kararmıştı,
Ne de içim aydınlıktı.
İnsan bazılarını unuttum sanıyor,
Sonra bir şarkı çalıyor.Bir sigara yanıyor…
Sen benim gülüşümsün!
Benim için ne ifade ettiğinle alakalı
bir ekmek kırıntısı kadar bile fikrin yok.
Seni sevmek güzel şey,
İnan bana…
Sadece sana inanmak,
Sen içimde anlatmak istediğim,
Kelimelere sığdıramadığımsın,
Kendime dahi söz geçiremediğim,
Herkesin bilmesini isteyip
Ama kimse ile paylaşamadığım
Rabbim ile aramdaki tek gerçeksin…
Bugün kendimi cezalandırıyorum. Dışarı çıkmak istemiyor ayaklarım, dudaklarımda dağınık,
huzursuz bir gülümseme.
Rakı masası da yok bilinçaltı meyhanemde.
Bayat bir çay koydum seni anlatıyorum kursağımda birikmiş demode kelimelerle
Kafamın içi sanki siktiri boktan bir keşmekeş.
Lan bırak seni bulmayı, kayboluyorum gölge geçirmeyen içimin dehlizlerimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!