En kıymetlini
toprağa emanet edebiliyorsan
bil ki
bir gün
yüreğini de
kıymet bilecek birine emanet edebilirsin.
İnsan ateşin varlığını,
Arkasında bıraktığı küllerden anlıyor,
Demem odur ki,size acı versede
Küllerinize sahip çıksın
Yalnızlıktan kudurmuş bir kader mahkumuyum,
Demir parmaklıklar arasında,
Ruhumun kemirilişini,
Elimden bir şey gelmeyişinin acısını yaşıyorum,
Ayağıma taş bağlanmış,suyun dibinde,
Alnını omzuma yaslayışını
Mapushane demiri otuz sekiz adet,
Üç lamba,on yedi ranza…
İki masa.
Öyle sayıyorum işte,
Dalıyorum bazen, gidiyorum.
Sana en çok şiir yakışıyor,
Şemaline mavi
Bir tekne motorunda yol alıyoruz
Deniz masmavi.....
Kendini bana bırak bu gece
Sığın kalbimin en derinine
Dünya yansa umurumda değil
Yeter ki düşme ellerime
Gurur dediğin boş bir heves
Bir süredir fark ediyorum…
Yorulan bedenim değilmiş, ruhummuş.
İnsan bazen kimseye küsmüyor, kimseyi suçlamıyor.
Sadece içinde biriken seslerden yoruluyor.
Kalabalıkların ortasında bile sessiz kalmak istiyor.
Bir telefon çalmasın, bir kapı çalınmasın,
Şimdi kış,
Pek yaprak görünmüyor dallarda,
Ama biz biliyoruz ki,
Bahar mutlaka gelecek,
Ve hep birlikte duyacagız yapraklı dalların sesini,
Mavinin tonunda nisana 5 kala.....
Bir akşam üstüydü…
Ne hava tam kararmıştı,
Ne de içim aydınlıktı.
İnsan bazılarını unuttum sanıyor,
Sonra bir şarkı çalıyor.Bir sigara yanıyor…
Gizli gizli bakışlarını özlüyorum.
Gözlerin, gözlerime usulca dokunuyordu.
Sessiz… Dalgın…
Ben hâlâ o bakışın içinde düşünüyorum.
Sana karşı özlemlerim var.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!