Selvi boyun yıldızlarla dans eder
Göğü seyrederim şölen misali
Gözlerin gözümü sende hapseder
Olmuşum esirin, kölen misali
Dertlerin oku kalbimi deliyor
Hançeri almış o pamuk eline
Bir hoyratı da dolamış diline
Ele yer açmış giremem kalbine
Vurulmuş kör kilitler birer birer
Nazlı gülüm beni yakıp bitirdin
Malatya'ya giden ey koca uçak
Geçiyorsun üstümden hiç bilmeden
Evime selam götür kucak kucak
Ağlıyorum gözyaşımı silmeden
Gökte katıyorsun tozu dumana
Vardım geldim çalışma odasına
Bir melaike masada uyuyor
Uyandı kitaplarımın sesine
Uyanınca sandım güneş doğuyor
Geçtim masaya, o döndü uykuya
Mavi göller turnası, dağ kekliği
Canımı yakar kavurur yokluğu
Yanağın güvercin, boynun bir kuğu
Meydanda nazlı nazlı salınırsın
Bolluk Tanrıçası, cennet meyvesi
Aşkınla silindi gönlümün pası
Melek misin huri misin peri mi
Diş 'inci, yanağı Gürün elması
Melek misin huri misin peri mi
Güzel huyun bana ihsan eyliyor
Sinem'in saçından dökülenlerdir
Gökte yıldız diye baktıklarımız
Gözlerinden yansıyan ışıklardır
Odunla kömürle yaktıklarımız
Sinem benim dünyama bir güneştir
Bu ne gürültüdür bu ne curcuna
Milletin işi hep boş sohbet olmuş
Kimi fal bakıyor kimi burcuna
Milletin işi hep boş sohbet olmuş
Ben bu laflara giremem dilimle
Kulakta küpe, burnunda hızması
Güzel yüzü inci boncuk dizmesi
Yakışır mı sana aşık üzmesi
Şirin yanaklardan bir buse koklat
Dilleri pekmez, şerbet şelalesi
Susuz kalmış yaprak gibi saraldım
Seni düşünüp düşünüp daraldım
Attığın oktan sineme yar'aldım
Nerden bileydim de vuracağını
Türlü çiçek açacakken baharda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!