Bir çocuk vardı...
yaşı küçüktü ama omuzlarına büyük ağırlık bırakılmıştı...
Daha dizlerinde yara kabukları dururken...
hayat ona “artık büyü” dedi...
O da büyüdü...
Sessizce...
Kimse duymasın diye geceleri içinden ağlayarak büyüdü...
Oyuncaklarını erken topladı...
masalları yarım bıraktı...
çünkü bazı çocuklar
çocukluğu yaşamadan yetişkin olurdu...
Ama içinde bir kırıntı kaldı...
Ayakkabılarının içine kum doldurup koşmak isteyen..
yağmur başlayınca camlara nefes veren...
gökyüzündeki en parlak yıldızı kendine arkadaş seçen
küçük bir çocuğun kırıntısı …
Yıllar geçti....
Saçi beyazlamış ...
Yüzüne yorgunluk...
ellerine hayatın çizgileri yerleşti...
İnsanlar onu güçlü sandı...
Oysa o...
her gece içindeki küçük çocuğun elinden tutup...
onu yeniden parklara götürüyordu....
Kaybettiği çocukluğunu...
anıların içinde değil...
kalbinin derininde yaşatıyordu....
Bir çiçeği görünce durup kokluyordu hâlâ...
Bir kediyi severken yüzü gülüyordu...
Denize bakınca içindeki çocuk, taş sektiriyordu suyun üstüne...
Ve sevdi…
Herkesin yorularak sevdiği bir çağda...
o, bir çocuk kadar temiz ve saf sevdi...
Kırılmayı bilerek...
gitmenin mümkün olduğunu anlayarak...
ama yine de bütün kalbiyle sevdi…
Aşkı...
kirlenmemiş eller gibi tuttu...
Birinin gözlerine bakarken...
sanki ilk kez gökyüzünü görüyormuş gibi hayran kaldı...
Çünkü bazı insanlar büyür...
ama içlerindeki çocuk ölmez...
Sadece sessizleşir....
Ve doğru sevgiyi bulunca...
yeniden koşmaya başlar kalbin içinde...
Ve çocuklar gibi mutlu olmayı seçer ...
Kayıt Tarihi : 12.05.2026 22:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!