bir adam var
şeytanla boy ölçüşüyor.
aklınca beni cezalandırdığını sanıyor.
yaşım on üç en fazla dört...
mahalledeki günlerim çalındı.
arkadaşlarım kovuluyor, küfrediliyor.
Ali abi deli(!) yaftasıyla aşağılandı.
ama o buna tahammül edemez ki...
boş ver be abi!
o adam bizi sevmiyor.
minicik aklıyla ve beyin hücreleriyle
sanayiye gitmiş ve bir tiyatro kurmuş.
beni kaportacıya çırak diye
orda ki kalfayı da bana takmış
bunu burada biraz ezin! vesaire...
bir çocuk için kabus gibi olmalı
oysa ilk günler haricinde
ben bütün gün eğleniyorum.
bir tek
o kalfanın hareketlerini
çözemiyordum,
ama çokta umursamıyordum.
Kalfa;
o günlerde askerden yeni gelmiş
ortalama yirmili yaşların başında.
güç budalası, yalaka bir adam
dükkanında işler;
sentetik kimyasallar ve boyalar
boyama işçilerini çarpıyor.
onlar belirli bir saatten sonra
tartışıp, çalışıp ve sonra
bir saat sonra tekrar barışıyorlar...
ben ise ortalıkta geziniyorum.
bir şey isterlerse
yapmaya çalışıyorum
yani; çok acemiyim.
Alaattin diye biri vardı
kendisi dükkanın sahibi
bana bir fotoğraf makinesi verip.
tamiri biten araçlar çek!
sen gençsin anlarsın.
ama ben bütün işlerin arasında
o boya işçilerini video kaydına aldım.
onların o kimyasal boyalar yüzünden
yaşadıkları ruh hallerini onlara
bu şekilde izlettim ve gösterdim.
sonra ben bu işçilerin
favori adamı oldum.
çırak seçtiler beni
yanlarından ayırmadılar.
bir gün...
Tanrım! boya çarptı...
bu sefer onlar beni kayda almışlar
dükkanın karşısında ki kavşakta
sıkışan trafiği yönetiyor
ellerimle araçlara gel ve ya git!
tarzında işaretler yapıyordum.
ben bunları videodan izledim
kendim farkında bile değildim.
yaşım küçük olduğu için
narkoz gibi etki gösterdi sanırım.
bu etkiyi;
kaporta boya işçileri eminin iyi bilirler
hepsinin bu tarz bir anısı vardır.
konu; ilk çapılma
sonra ise o kimyasal boya
o kadar etkilemiyor...
artık işi öğrenir gibiydim ve işçileri
ve hatta patronları, müşterileri
ama o kalfa!
bu adam sürekli benim yemeğimi çalıyor.
diğer insanlarla sohbetimi bölüyor.
saçma sapan işler buyurup.
beni sürekli avare ederek,
yorma girişimlerinde bulunuyor.
hatırlayın
tiyatro demiştim
kalfa bu akılları
başka yerden alıyor!
boyacılarla kafa dengiydik.
Alaattin abiyle fotoğraf makinesi
hakkında konuştum, anlattım.
o günlerde dijital versiyonlar yeniydi.
Alaattin abi de usta bile olsa
teknolojinin acemisiydi...
ama!
bu kalfa herif
Alaattin abiyi ikna etti
mesaiye kalacakmış
benimde kendisiyle kalmamı istedi.
sanayilerde klişe bir muhabbet;
kişiler şaka amaçlı
birbirinin ailesine küfrederler.
bu muhabbetin adı ise
on birli muhabbeti
bu tarz bir isim... garip değil mi?
bu kalfa ve ben mesaiye kaldık.
bu on birli muhabbetini
bana karşı kullanmak istiyor
ama bu muhabbet benim devremi yaktı
bu adam benden istediklerini
küfürler ederek!
yani; ne isterse istesin
sonuna kafiye gibi
hokkalı bir küfür!
ve aile içerikli!
şimdi bu geri zekalı...
bir tane aracın altında
ve bilyeli denen bir aletle
kendini sürükleyerek dışarı çıkarıp
benden bir şey istiyor.
sonunda da tekrar aracın altına giriyor.
ben;
ortalama bir elli boy,
en fazla kırk kilo
bu adam;
yaklaşık bir yetmiş boy
ve kilo bilinmiyor.
ama biliyorum
bir düello yaklaşıyor.
kovboy bu küfürleri hak etmedi
kovboy bazı kutsalları o günler de koruyor.
tam zamanı!
o kalfa arabanın altına girdiği anla
bijon anahtarı ayağında patladı
her çıkmaya çalıştığı an
o anahtarı mermi gibi yedi...
uzun krom veya prinç
boru gibi
bir şey bu alet.
ve ya her neyse...
o küfürlerin bir bedeli olmalıydı
o kalfa o araçtan çıkamadı
ben ona küfür etmedim.
ama o özrü de dilettim.
ve orayı o gün terk ettim.
kalfanın ise son durumunu
başkalarından dinledim.
olmuş ağır hasarlı bir şeyler
detaylara girmeyeyim.
hayat size;
sen çıraksın,
o kalfaya boyun eğ!
burası sanayi!
burada o küfürleri görmezden gel!
o işi öğrenmek için
tahammül et!
bunu söyler.
ama bazen de;
hasssstır!!!
demek gerekir
ve ya diyebilmeliyiz.
ben hep dedim.
çıraklar tarihinde
kalfalardan yenilen dayak çoktur.
ama kalfalar tarihinde
böyle bir dayak nadirdir.
ve hatta eşsizdir.
ben her zaman gurur duydum
bu benim madalyam.
Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 19:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!