Al şu yıldızlar senin olsun
Diyerek yapıştırsam boynuna
Ben çaycının çırağı Hadi
Yine almaz mısın koynuna
Desem ki, şu vitrinden istediğini seç
Cibelir misin kuyumcu Hasan’a
Ihlamur kokardı çocukken mahallem
Gram gram eksildi İstanbul’un ayarı
Balık tuttuğum dereler artık lağım
On iki eylülde yiten gençlik çağım
Söktüm ağlatmayan şiirden apoleti
Şiirler vicdanı kilitlediğim sığınak
Kelamlar heceler kalbimde yığınak
Fırlatırım çekerek doğrunun pimini
Hak yolu rahatsız edecektir kimini
Kelimeler yalan safında patlasın
Susanların ar damarları çatlasın
Evladım bu dava cehalet davası hak davası
Eşeleme her yanından fışkırır hava parası
Şair korkar, yazar korkar, dava yetimdir
Yol uzundur, yolculuk zorlu düşman çetindir
Yürek sağlam, ciğer kanlı, vicdan ister canlı
Şu kaleme bir bak nasıl da heyecanlı
Kurum diyor ki eski dil atılsın çöpe
Özgürlük zehirli söz çünkü akıl körpe
Asmadık kulağa üç yüz yıldır bir küpe
Karşılığı kalmış mı nerede sünepe
***
Zaman andan ibaret karşılamaz vakit
anılarımı üflesem İstanbul’un ruhuna
peşinden geleyim beni de kat güruhuna
bir göz kırp yeter Kalbimi atayım önüne
Hemhal oldum içinden geçerken dününe
Hayatın yollarına aşk ektik
Hasat zamanı geldi çok çektik
Aradık, sorduk nerede derman
Kader listesindeydi ilahi ferman
Sırada ne var sorduk fütursuzca
bir uzun yol ki gidilmesi netametli
milim milim yürümek bile zahmetli
Eski ayaklar yeni sevdaları tartmaz
Gitmeyenin ardından su döken artmaz
Gittikçe geri kalırsın hayatın yapboz
İnsanoğlu çamurdansa ya kaya ya toz
Kabe düşmüş Şeytanların elinde
Bunlar ancak Şairlerin dilinde
İman yok olmuş görmeyen kör
Gözüne sokuyor gerçekleri gör
Uzay zamanda ilerleyen boşluk
Mürekkep sayfada vakit kuşluk
Akıl soruyor gezegenler nereye asılı
Parmaklarına bak parmak izleri basılı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!