Sessiz olmam lazım, çok sessiz;
parmak uçlarımda yürüyorum,
duysun istemiyorum hüzünler beni.
Ya duyarlarsa yine sensizliğimde,
en zayıf ânımda
daha fazla çıldırmanın eşiğine getirirlerse beni?
Uzaklardan, henüz hayatının baharındaki
bir kızın evinden kahkahalar yükseliyor.
Ne çabuk öğrenmiş yalnız kalmayı,
karanlıkta yolunu bulmayı,
dimdik, tek başına ayaklarının üzerinde
bir abide gibi, hürriyet timsali durmayı.
Söylemeli mi ki ona birileri kıskanırlar;
gülme, uzaktaki yalnız kız,
bilmesinler varlığını,
sesini duymasınlar.
Soldururlar gül yüzünü
anlarlarsa mutlu olduğunu.
Bilmez misin,
her yanımız sis,
her yanımız pus perdesi.
En son ne zaman
güzellik adına bir şeyler olmuştu bu diyarda?
Yağmurların ardından
bir gökkuşağı ne zaman çıkmıştı ki?
Son özgür kuşu kafese hapsedip,
son çiçeğin koparılmasının üzerinden
unuttum ne kadar zaman geçti.
Hatırlayamıyorum,
zorlasam da kendimi;
buralarda güneş
en son ne zaman doğmuştu ki?
Tüm hüznüyle çöker birazdan karanlık,
gelir birazdan son otobüs.
Bu kadar düşkün olmasaydım sana,
nazarında bu kadar ucuz…
Belki… belki… boş ver,
değil sırası şimdi.
Gitmeliyim artık hüzünler diyarından;
nerede kaldı ki bu otobüs?
Aklımda yine cevapsız sorular,
cebimde bıraktığın resim.
Bir sessizlik, bir yalnızlık ki
beni benden alıp
yine istenmediğim bir yere,
senin kapına götürür.
Zamanlı zamansız
kendimi boynu bükük o kapıda bulmaktan
bir bilsen ne kadar yoruldum.
Nedir, sessizlik, yalnızlık,
benimle derdiniz?
Ne işim var sevilmediğim o kapıda yine?
Alıp da beni niye götürürsünüz?
Dolaşır etrafımda hayalin,
kaldırdım parkamın yakasını;
artık görmemeliyim.
Vakit iyiden iyiye oldu sensizlik;
gelmeyecek mi bu otobüs?
Ne kadar sürecek, ah,
bilinmez bu bekleyiş?
Bir yol ayrımı, bir seçim:
yürümek mi karanlık bilinmeyene doğru,
yoksa beklemek mi
gelmeyecek olanı?
Geldi aklıma apansız:
Beni de özleyen birileri çıkar mı acaba bir gün?
Kırılmamış, dökülmemiş
bir kalp bıraktım mı ki etrafımda?
Ardımdan bir damla yaş dökecek
iki göz?
Parmak uçlarımda yürüdüm kaç zamandır,
duymasın diye hüzünler.
Sessizce kaçtığımı düşünürken
kendimden ve her şeyden
anladım ki
farklıymış gerçekler.
Elimde bıraktığın resim,
cebimde son kibritim;
karanlığımda çarpıyor yüzüme
acıtan tokadı gerçeğin.
Kalan tek kibritimi yakıp
karanlığımı aydınlatsın diye
resmine son bir defa
bakmalı mıyım?
Bilmiyorum, şu an doğru an mıdır
ya da hangi an
bende doğru zamandır?
Geçilebilecek her şeyden
vazgeçeli bir hayli zaman geçti üstelik;
bir gözlerinden,
bir masum gülüşünden
geçemedim…
Kayıt Tarihi : 2.02.2020 15:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)