Sessiz olmam lazım… çok sessiz.
Parmak uçlarımda yürüyorum,
duymasın istiyorum hüzünler beni.
Ya duyarlarsa yine sensizliğimi,
en zayıf ânımda
çıldırtırlarsa beni?
Uzaklardan, bir evden yükseliyor kahkahalar.
Çabuk öğrenmiş yalnız kalmayı,
karanlıkta yolunu bulmayı…
Dimdik, tek başına
bir hayatı taşımayı…
Söylemeli mi biri ona?
Kıskanırlar…
Gülme, uzaktaki yalnız kız,
bilmesinler varlığını.
Mutlu olduğunu bilirlerse
soldururlar gül yüzünü…
Her yanımız sis,
her yanımız pus perdesi.
En son ne zaman
güneş gerçekten doğmuştu bu diyarda?
Son özgür kuşu kafese koyduk,
son çiçeği kopardık…
ne kadar zaman geçti, unuttum.
Hatırlayamıyorum bile…
belki de burada
güneş hiç doğmadı.
Tüm hüznüyle çöküyor karanlık.
Birazdan gelir son otobüs…
Bu kadar düşkün olmasaydım sana,
bu kadar ucuz olmazdım gözünde.
Belki…
Ama boş ver,
değil sırası şimdi.
Bir sessizlik, bir yalnızlık…
beni benden alıp
yine kapına götüren şey.
Ne işim var yine orada?
İstenmediğim o kapıda…
Vakit sensizlik…
gelmeyecek mi bu otobüs?
Aklımda cevapsız sorular,
cebimde bıraktığın resim…
Dolaşıyor etrafımda hayalin.
Yakalıyorum parkamın yakasını,
artık görmemeliyim.
Bir yol ayrımı:
yürümek mi karanlığa,
beklemek mi gelmeyecek olanı?
Geldi aklıma apansız:
özleyen biri çıkar mı beni?
Parmak uçlarımda yürüdüm yıllarca…
duymasın diye hüzünler.
Ama fark ettim ki…
sessizlikten kaçarken
kaçmışım kendimden.
Elimde senin resmin,
son kibritim cebimde…
Karanlığımda tek soru:
yakmalı mıyım seni,
yoksa sadece bakmalı mı?
Kayıt Tarihi : 8.05.2026 19:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!