Ömür gelip geçiyor, haberin var mı?
Hakîkatler acıdır, yoksa yalan mı?
Bitmez denilen ömür, tatlı rüyâ mı?
Hakîkatler acıdır, yoksa yalan mı?
Aylar mevsimler yıllar, serâba dönmüş
Ömür sermâyesi, sınırsız değil
Her vaktin sırrı var, sebepsiz değil
Zamân akıp gider, dünyâ döndükçe
Zamânı durdurmak, elinde değil
Vakit nakit derler, kıymetini bil
Onca yıl bir gün gibi, akıp geçer ömürden
Bir rüzgâr gibi eser, her insanın serinden
Avutur bir hayâlle, düşlerimiz yüzünden
Bir rüzgâr gibi eser, her insanın serinden
Yıl bin dokuz yüz on beş, on sekiz Mart destanı
Tarihler hep yazacak, unutulmaz bu anı
Türk'ün gücü sınanmaz, tarihten gelir şanı
Tüm dünyâ bir olsa da, Çanakkale geçilmez
Bu destanın izleri, sonsuza dek silinmez
Onurlu bir insan olmak
Nezaketli asil kalmak
Küle toprağa karışmak
Bir erdemdir, bir haslettir
Eşi dostu unutmamak
(Peşin Hükümlüler)
Bazı insanlar var ki, fıtratından isyancı
Ön yargılı olurlar, hem hâkim hem de savcı
Asla mutlu olmazlar, her konuda davacı
Aklıyla davalılar, kendine de yabancı
Ormanlar yanarken, yer ve gök ağlar
Alevin sesinde, figânlar çağlar
Hüzünler sel gibi, yüreği dağlar
Ne kadar korkunçtur, âteş denen şey
Her canlı kavrulur, bir küle döner
Dinle be azîzim, beni bir dinle
Acıyla dağlanan, vurdum sîneme
Yüreğim yaralı, bak lime lime.
Kızgınım öfkem var, kör vicdânlara.
Küçük bir kıvılcım, iblis fermânı
O siyâh gözlere, uyku inerken
Sıralı kirpikler, düşüyor yavrum
İçime ansızın, kuşku inerken
Yüreğim buz tutmuş, üşüyor yavrum
Teninin kokusu, bağrıma sinmiş
Ertuğrul Gâzinin oğlu, Bilecik, Söğüt’te doğdu
Üç kıtaya hükmeyleyen, bir boydan bir, devlet kurdu
Sevgiye harman eyleyen, mazlûma derman eyleyen
Dünyâya ferman eyleyen, bir boydan bir, devlet kurdu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!