İnsan ihlâslı olunca, dünyâya hiç meyil etmez
Önceliği takva olur, yalan, yanlış riyâ bilmez
Bilgi sahibi olmadan, fikrini hiç beyan etmez
Belki Salih bir kul olur, bunu kendi bile bilmez
İhlâs: Allah rızasını esas alma, samimiyet
Sâlihler yurduna, göçen yiğitler
Dünyâlık her türlü, dertten arınmış.
Berzahta rûhuyla, duran zâhitler
Mübârek tenleri, nûra sarınmış.
Onların mekânı, huzûr deryası
Nice insanlar gördüm, içi dışı bir başka
Samimiyet testiyle, tanıdım ben o anda
Arz eyledim hâlimi, samimi bir tavırla
Neler neler yaşadım, şu üç günlük dünyâda
Kimi tatlı diliyle, önümde attı takla
Can çekişen rûhunu, gördüm İstanbul
Güzelliğin dokusu, solmuş İstanbul
Bağrında yatanların, olmazsa şayet
Sana gözümün nûru, demem İstanbul
Makyaj üstüne makyaj, seni çok bozmuş
Sana son kez bir çağrım var
Henüz vâdem dolmadan gel
Dayanılmaz bir ağrım var
Toprak bizi almadan gel.
Gidenlerden dönen var mı?
Sanat hayâtın meşkidir
Duyguların bir resmidir
O öyle bir duygudur ki
Güzelliğin bir neşridir
Sanat kalbin bir dilidir
Şânı şöhreti (yalanmış) yalan, dünyâ denen bu hanın
Bir yudumluk nefestir, tende emânet canın
Vâdesi hiç bilinmez, ömür denen zamânın
Bir yudumluk nefestir, tende emânet canın
Sararan tüm yaprakları, sonbahârda Eylül’e sor
Feryâd figân nasıl aceb, boynu bükük bülbüle sor
Sor efendim, sor söylesin; dertliler bir bir söylesin
Bağrı yanık kalbi kırık, gönüllere sor söylesin
Sedâsız nağmelerin, sükûttadır nevâsı
Hicrânlı bu hayâtın, asla bitmez cefâsı
Mahzûnlu gönüllerin, buruk olur vedâsı
Yükselir hep ân be ân, arş’a çıkar nidâsı.
Karagün dostu denince
Akla sen gelirsin önce
Kederler döner sevince
Şefkat yurdu Kızılay'ım
Türkiye'nin gurûrusun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!