Türkiye’m bölgesinde, etkin bir güç çarpanı
Zâlimleri titreten, mazlumların cânânı
Oyun kuran ve bozan, usta satranç kaptanı
İstikrâra güvence, bilir dostu düşmanı.
YİĞİTLİK İNSANIN, YÜREĞİ DERDİN
Yiğitlik insanın, yüreği derdin
Mertliğin mafsalı, bileği derdin
Alnının her teri, emeği derdin
Ne kadar haklısın, anladım usta.
Yedi tepe üstünde, seyre dalmış bir âhû
Kucak açmış şefkatle, der ki bağrımda uyu
Ey İstanbul, İstanbul, sen annesin ben yavru
Sen de tattı bu gönlüm, müjdelerle sürûru.
Sen de buldu bu gönlüm, kalbimdeki huzûru.
Yelken açtık denizlere
Gidiyoruz usul, usul
Bilinmedik sürprizlere
Gidiyoruz usul, usul.
Yolcu yorgun kaptan yorgun
Hicrânla limandan, kalkarken gemi
Sessizce yol alır, zamândan demi
Elemle dolarken gözlerin nemi
Meçhûle uzanan yolculuk başlar.
Bakışlar donuktur, derin mi derin
Yeşilden sarıya, dönen yaprağın
Çekilir can suyu, damarlarından
Azalır suları, çayın ırmağın
Atâlet seyreder, cidârlarından
Rüzgârın sesinde, yanık bir türkü
Yaşımız kırkını, aştığı zamân
Saçlara akları, doldurur her ân.
Bürürken gözleri, gri bir duman
Mevsimler hazâna, evrilir gider.
Anlarsın bu devrân, nasıl dönermiş
Yavaş yavaş saçlara, bir bir düşerken aklar
Bir çilenin cevrini, ince hüzünle saklar
Heyhât demek nâfile, sonra kaşları yoklar
Bir çilenin cevrini, ince hüzünle saklar.
Müslümanlar katledilip yakılırken
Katliamdan kaçanlar tutuklanırken
Zindanlara atılıp çürütülürken
Acaba siz nerede, neredeydiniz?
Hani sizler duyarlı hümanisttiniz
Yazıldığı gibidir, konuşulan Türkçe’miz
Öyle güzel öyle hoş, sensin gönül bahçemiz
Her yörede çağlayan, gürül gürül lehçemiz
Sensin kimlik akçemiz, sensin kimlik mührümüz
Anadilim, öz dilim, benim güzel söz dilim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!