İstemem dünyâda, zek-ü sefâyı
Çünkü onlar yalan, vermez faydayı
Örnek istiyorsan, gör bir mevtâyı
Sermayemiz amel, dünyâ bir tarla
Biz âdem oğluyuz, beşer-şaşarız
Sermest nefsimden uyandım
Sabır mülküne dayandım
Gönül rengine boyandım
Tefekkür ettiğim zamân
Metânetle nabzım atar
1.
Ana sütü gibi ak
Helâl lokman kadar hak
Ufkundaki hür şafak
Ses bayrağı, anadil
2.
Set olmaz sevgiye, ne elem keder
Dilerim ömrünce, hep gülsün kader
En güzel yılların, olmasın heder
Dilerim ömrünce, hep gülsün kader
Sevginin mayası, güzelliklerde
Tân ağardı artık uyan
Fazla uyku ömre ziyân
Bir çağrı var ki Mevlâ'dan
Namaza dâvettir ezân
Seher vakti şafak söker
Yaylı tanbûr mûcidi, bir tanbûr virtüözü
Sînesiydi mızrabı, gönül teliydi özü
Dokundukça sazına, yüreğindeki sözü
Tanbûrî Cemil Bey’le, hoş sadâ olup kaldı.
Nice saz semâîyle, peşrevler ve taksimler
Tân ile süslenen, kor şafakların
Güneşin doğuşu, icâbındandır
Hürmetle eğilen, gür başakların
Mâsumca bakışı, hicâbındandır
Gözlerden gözlere, sakınanların
İstanbul Taksim Câmii, diriliş nişânesi
İlahi şehrâyînin, görkemli kâşânesi
Nice vakit anıldı, dillerde efsânesi
Elif olup tevhîde, uzansın minâresi.
Mübârek bir sevdânın, seferidir bu câmi
İstanbul Taksim Câmii, diriliş nişânesi
İlahi şehrâyînin, görkemli kâşânesi
Nice vakit anıldı, dillerde efsânesi
Elif olup tevhîde, uzansın minâresi.
Mübârek bir sevdânın, seferidir bu câmi
Takvimden bir yaprak, solup düşerken
Anladım ki heyhât, gün akşam oldu.
Erişip zevâle, güneş batarken
Anladım ki heyhât, gün akşam oldu.
Kuşların çığlığı, eve dönüştür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!