Süzme gönlüm engini, hârelenir renklerim
Tatlı bir rüyâ gibi, dile gelir hislerim
Alır götürür beni, tâ yıllar öncesine
Tatlı bir rüya gibi, dile gelir hislerim
Ufukta kızıl güneş, son demini yaşarken
Suları çağlar gibi
Sevdâsı dağlar gibi
Sümbüllü bağlar gibi
Benim cânım Türkiye’m
Vatanımsın Türkiye’m
Cânânımsın Türkiye’m
1.
Rivâyet ki rûyâda, son Resûl kıldı beyân
Kalbe zuhûr edince, oldu ilâhî fermân
Ve el ele verdiler, Süleyman ile Sinan
Kâinatın ufkunda, o ân parladı zamân.
2.
Süleyman Şâh kimdir diye
Suâl ettin mi bir kere?
İlgin yoksa târihine
Bir hicâbtır bil kendine
Orhan Gâzinin dedesi
Umutlarla yürüdük, henüz vakit dolmadan
Bir ses var ki yükselir, o Sultân-î Yegâh’tan
Mutluluğa varılmaz, muhabbetsiz olmadan
Bir ses var ki yükselir, o Sultân-î Yegâh’tan
Neyzenler hep çağlasın, hem dügâh hem segâhtan
Sabır mülkü dildedir
Emânet can tendedir
Rûhundan rûh bendedir
Lâ-ilâhe İllallah
Muhammed Rasûlallah
Ömrümüz hazâna, ermişse eğer
Zamânın her demi, yel olur geçer
Anladım bu hayât, rüyâymış meğer
Son nefes içinden, bir ömür geçer.
Dizlerde tâkatler, bittiği zamân
Son durakta gördüm, bakmadın bana
Anladım gözlere, perde çekilmiş
Bekledim bir selâm, vermedin bana
Demek ki dostluğa, vâde biçilmiş.
Gücendim bin kerre, dostluktan yana
Söz ağızdan çıkınca, asla dönüşü olmaz
Şayet kalbi kırarsa, tamiri kolay olmaz
Kalpte bir iz bırakır, yarası hiç kurumaz
Aradan yıllar geçse, kem sözler unutulmaz
Sözler vardır nükteli, seviyeli perdeli
(Mazlûmlara nâmertleşen)
Sözlerinde kem olanlar
Azgınlıkta gem olanlar
Özlerinde ham olanlar
Yazık ki hep zarardadır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!