Gözümde canlandı tarihini şimdi
Ulu Camiin yükseliyor Divriği
Seni çizen mimar ustalar kimdi
Taşlarında nakış dolu Divriği
Bir yapı ki cennet olmuş kapısı
Dünya düzenini bozmuş bir kere
Bundan sonra yola girmez diyorlar
Fırsatçılar dağılmışlar her yere
Artık tamam vakit geldi diyorlar
Mazlumların gözyaşları sel oldu
Ben yokluğu çocuklukta öğrendim
Eksik bir dünyada boynumu büktüm
Umutla yürümek boş imiş meğer
Her defa hüzünle geriye döndüm
Ayazla yoğruldum, karla büyüdüm
Şu beden ruhumun sahibi değil
Bir kere binince inilmez gayri
Alnıma yazılan bu yazı değil
Uğraşma silgiyle silinmez gayri
Sevginin timsali gözdeki mühür
Kara gözlerine bakıp ta gülsem
Uzaktan koşarak yanına gelsem
Bir ömür yaşayıp dizinde ölsem
Yine de doyamam sana sevdiğim
Her günüm her gecem birlikte geçse
İsterim hiçbir şey olmasa bile
Ezanlar okunsun benim yurdumda
Dolaşsın bu çağrı hep dilden dile
Ezanlar okunsun benim yurdumda
Yağmurun toprağa yağdığı gibi
Sararmış yapraklar düşer dalından
Hazana uğrayan yaprak ben miyim?
Kimseler bilmez ki benim halimden
Bahara gül veren toprak ben miyim?
Rüzgârla karışır kokusu rengi
Bulunmaz dünyada kumaşı dengi
Sizi gidi sansarlar, sizi gidi cambazlar
Sofranız dolu iken bana yer yok arada
Ben insanım be kardeş sayı değil masada
Sohbetiniz bol olsun ben olmam orada
Sizin felsefenizde mübah olan şeyler var
Unuttum sanma sakın toprağını taşını
Coşkun akan derede tozlu yolda ben varım
Nasıl unuturum ki boranını kışını Duman tüten damlarda bacalarda ben varım
Kerpiç evler canlansa sıvaları dökülse
Geceleyin camların perdeleri sökülse
Aşacağız setleri biz kararlı durarak
Bilgelik şanımızda kutlu olsun bu dava
Topukları püsküllü al tayları sürerek
Bilgelik şanımızda kutlu olsun bu
dava




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!