Henüz genç yaşında çıktığı yolda
Başı hep dik yürür benim hemşehrim
Mücahit ismiyle sancağı elde
Başı hep dik yürür benim hemşehrim
Yüzlere gülerek söyler sözünü
Bir çayır uzanır dere boyunca
Bir rüzgâr eser selvi dalında
Yaz mevsimi gelip güller açınca
Kokar burcu burcu benim köyümde
Nevruzlar çiğdemler dağlarda açar
Sana sahip olmak çok zor
Gel de şu fakire bir sor
Avuçlarda oldun bir kor
Dünya malı dünya malı
Senin için savaş olur
Beklerken sessizce gün doğumunu
Usul usul söyle duyarım seni
Ömrümün yaşarken son boğumunu
Usul usul söyle duyarım seni
Nice zorlukları aldım kaleme
Hüzün dolu içimde, karışık duygularım
Yerde miyim gökte mi, bilmiyorum dostlarım
Gideceğim birazdan, yanımda kaygılarım
Nefsime hoş gelse de, gülmüyorum dostlarım
Gönüllere girdim mi, bilemem ki orayı
Cemalin ay gibi dünyaya doğdu
Nebiler nebisi emin Muhammet
Sevgin rahmet olup bizlere yağdı
Nebiler nebisi emin Muhammet
İnsanlığa çağrı seninle geldi
Uyandım uykudan baktım dağlara
Parça parça olmuş eriyor karlar
Bir tatlı şırıltı akar bağlara
Parça parça olmuş eriyor karlar
Mis gibi toprağın kokusu gelir
Sen eşeği hor görme her tepeye yol bulur
Güvenme doru ata at bile yolda kalır
Eşek yola çıkarsa Ağrı Dağı yol olur
Semeri altın olsa dönüp te bakmaz eşek
Yola çıksın yeter ki yokuşları düz görür.
Geçmişe yürüdüm, adımlar korkak.
Bir his var içimde: “Bir şey olacak."
Usulca durup baktım etrafa,
Her yer bıraktığım dün gibi, hâlâ.
Bir defter açıktı, çizgili beyaz,
Bin yıllık tarihim bin yıllık soyum
Sana sesleniyor ey Anadolu
Soyum Orta Asya kayıdir boyum
Or(a)dan besleniyor ey Anadolu
Kıraç toprakları eğledik orman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!